SON DAKİKA

ABD ve Siyonizm’in emrindeki DEAŞ’a yeni görev

Bu haber 14 Ocak 2018 Pazar - 21:47 'de eklendi.
Sykes-Picot Antlaşması 1916 yılında yapılmıştı. Koca Osmanlı Cihan Devletini yıkarak ırk temelli onlarca bölüme ayrılmasını sağlayan zamanın emperyalistleri 100 yıl sonra bu toprakları bir kez daha bölmeye, halkları ayrıştırmaya çalışıyorlar. Bunun için de bölgemizde yer alan bazı etnik ve sorunlu grupları kullanarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar. Ayrılıkçı ve terör yanlısı PKK ve bazı Kürtler önceden beri bölgenin Truva atı olarak kullanıldı. Beklenen sonuç elde edilemeyince dini görünümlü DEAŞ terör örgütünü ihdas ettiler. Bu örgütleri kuran ABD ve Siyonist rejim teröristlere yeni hedefler göstererek İslam coğrafyasında katliamlarına devam ediyor.

Daha başından beri bu katil sürüsünün bir proje olduğunu bizim gibi bölgeyi takip edenler ısrarla dile getirdi. Bazı art niyetli kişiler tarafından bu ikazlar dikkate alınmadığı gibi katil ve ayyaşgüruhunun işlemiş oldukları cinayetler İslam’a ve Müslümanlara mal edildi. Normal şartlarda bir Müslüman cinayet işleyemez düsturunu bilmelerine rağmen ısrarla bu yanlış üzerine durdular. İslam’la terörü bilerek yan yana getirdiler. 

İşin garip tarafı bu yobazlığı genelde ulusalcı, solcu gibi gözüken şarlatanlar yaptı. Kendini Atatürkçü veya ulusalcı olarak tanıtma ihtiyacı duyanlar DEAŞ ile ABD’nin, Siyonist İsrail’inŞii İran’ınve emperyalist İngiltere’nin yan yana durduğunu itiraf edemediler. Ayni ülkelerin, yeri geldiğinde haşhaşı FETÖ ve PKK’ya yardım ettiklerini inat görmek istemediler. Ellerinde güçlü medya ağıolduğundan vermek istedikleri mesaj kitlelere rahatlıkla ulaştırabildiler. Olayları maniple ettiler.

Emperyalistler bölgemizi bölmek ve halkları birbirine düşman etmek için yaklaşık iki yüz yıldan beri çalışma yapmaktadır. Bölgenin eski sömürgecisi İngiltere yanına ABD ve çıban başı İsrail’ialarak bölgede yeni katliam ve yeni sömürgelerin peşindeler. Kendilerine uygun gördükleri kişi ve grupları kullanan bu ülkelerin her hangi bir etik veya kutsalları da bulunmamaktadır. Bundan dolayı en acımasız ve akla hayale gelmeyen vahşice cinayetler işlemektedirler.

Kendilerine köle olarak belirledikleri gruplar birbirlerine çok zıtmış gibi görünüyor  olabilir. Bir tarafta sözde Marksist ve bebek katili PKK’nin Suriye kolu PYD/YPG, bir tarafta sözde Müslüman görünümlü barbar DEAŞ, diğer tarafta FETÖ haşhaşi alçak hainleri besleyebiliyor. Ayni ABD, İsrail, Rusya, İngiltere, Almanya ve İran gibi ülkeler Suriye’nin kasabı lakabını alan Beşşar Esed ve onun emrindeki katil milis güçleriyle içli dışlı hareket etmektedir. Bu şer güçler kendileri baş başa olduğunda hiçbir sorunları yok. Ancak masadan ayrıldıktan sonra birbirlerine düşmanmış gibihareket ettiklerine şahit oluyoruz. Gerçekte onlar dosttur.

PKK/PYD’nin DEAŞ ile ilişkisi  
Başlangıçta PKK/PYD ile DEAŞ birbirleriyle düşmanmış gibi hareket ettiler. Hatta birbirleriyle savaşa bile tutuştular. Daha sonra anladık ki her iki şeytan gruba isyan eden söz dinlemeyen kişiler ön saflara sürüldü birbirlerini katlettiler. Örgüt içinde yapılacak infaz negatif etki yapacağından birbirleriyle savaştırılarak kendilerince kenelerden kurtuldular. Lider kadrosunda her zaman koordine ve temas yolları devamlı açık bulundu. Her iki zıt gibi görünen teröristleri organize eden ABD ve diğer emperyalist ülkeler başta ülkemiz olmak üzere bölgedeki halka karşı katliam yapma talimatı verdi.

Suriye ve Irak’ı kana bulayan ve bir anda ortaya çıkarak koca toprakların sahibi olan, rehin aldığı masum sivillerin kafalarını bir hayvan iştahıyla boğazlayan DEAŞ cellatları Irak’ın Musul, Sincar, Ülkemizde İstanbul, Anakara, Suriye’nin Rakka, Haseke ve diğer kentlerde sıkıştığında onlarım imdadına yine ABD destekli PKK/PYD katilleri yetişti. Hava saldırısı dahil tüm hamlelerin durdurulacağı kayıt altına alınmıştı. Havice’de yapmış oldukları anlaşmanın bir kısmı kendi internet sayfalarında yayınlandı. Daha sonra bu anlaşmayı PYD ile değil de SDG ile yaptıklarını dile getirdiler. Oysa SDG denilen terör örgütü de yine PKK kontrolünde bulunan bir başka paravan örgüttür. Bunlar insanların kafasını karıştırmak ve terör izlerini kaybetmek için onlarca örgüt kurup her biri bir örgütün elebaşı gibi gözüküyor. Ama işin aslı bunların hepsi ayni şer ve kukla PKK’nin birer maşasıdır.

Rakka’da olanları basından takip etme imkanı olanlar hatırlar. Araçlarla ve ellerindeki silahlarla yaklaşık 4 bin DEAŞ katili kentten konvoy halinde çıkarıldı. Orada bulunan İngiliz BBC ekibi tüm bu olanları kayda almış. Daha sonra her ne olduysa hangi konuda anlaşamadısıysalar BBC bu görüntüleri servis etti. Biz gerçeği zaten biliyorduk ama bilmeyenlerin kafası karıştı. ABD ve diğer emperyalistlerin ne pis işler çevirdiklerini bir nebze de olsa anlamış oldu. Bu kirli ortaklığın ortaya çıkmasından sonra konuya ilişkin açıklama yapan Pentagon, anlaşmanın bir parçası olmadıkları yalanını duyurduktan kısa zaman sonra bu iki şer terör grubunun arasında yapılan anlaşmaya saygı duyduklarını dile getirdiler.

Pentagon olayı, “yerel bir soruna bulunan yerel bir çözüm” olarak niteleyerek aslında memnuniyetini dile getirmiştir. ABD ve diğerleri Suriye’de bulunmalarının sebebini DEAŞ terör örgütünün varlığını gösteriyordu. Türkiye bu oyunu ve yalanı yüzlerine çarptı. Eğittiği Özgür Suriye Ordusunu DEAŞ teröristlerin inlerine baskın üzerine baskın yapınca bu katil sürüsü inlerinden kaçmak zorunda kaldı. ABD’de katillerini başka yerde kullanmak için oradan çıkarmak zorunda kaldı.

Yapay örgüt DEAŞ Hamas’ı düşman ilan etti
Peki, Rakka’dan ABD’nin emrindeki PKK/PYD tarafından kurtarılan DEAŞ teröristleri nereye gönderildi? Bir kısmı Türkiye’ye bir kısmı Suriye ve Irak’a bir kısmı ise Mısır’a gönderildi. Bu teröristler Mısır’da hem darbeci Abduldfettah es-Sisi’ye, hem de terörist eylemler düzenleyen İsrail’e lazım. Özellikle Sina yarımadası önceden beri teröristlerin yuvası haline getirmek isteniyordu. Şimdi ise Rakka’dan çıkarılan katil sürüsünün bir kısmı Sina’ya giderek Suriye’de yaptıkları gibi masum Müslümanları katletmeye başladılar.

Sina’ya nasıl ulaştıkları hala meçhul olan DEAŞ teröristleri zaman kaybetmeden bir infaz videosu yayınladılar. Orta Doğu’da güç kaybettikleri ve adlarından bahsedilmediği için kendilerine yakışan bir vahşi infazla Sina’da olduklarını duyurdular. Ancak bu kez kendilerini açığa çıkardılar. Suriye ve Irak’ta doğrudan rejimi ve onunla işbirliği yapanları hedef aldıklarını iddia ediyordu. Sina’da ise arkalarına İsrail binalarını alarak diktatör Sisi’nin topraklarında Hamas mensubu bir Gazzeli vatandaşı tehditler savunarak infaz ettiler.

Siyonist İsrail’in yıllarca abluka altında tuttuğu Gazze’de sadece vatanını ve halkını savunan Hamas grubunu tek düşmanları olarak ilan ettiler. İşte bu onların gerçek yüzünü ortaya çıkarmış oldu. İşin garip tarafı, Hamas hem İsrail hem de Mısır tarafından düşman ilan bir grup. Bunların terörle hiçbir ilişkileri yok. Gazze’de yapılan seçimlerde halk tarafından seçilmiş Hamas meşru bir kuruluştur. Siyonistlerle işbirliği içinde olmadıkları için “ düşman” olarak ilan edildiler. İsrail, ABD, Mısır ve DEAŞ ayni ülkü etrafında birleşti.

Bazılarına göre DEAŞ’ın Hamas’ı tek hedef olarak göstermesi anlamsız gözükse de yukarıda izah ettiğimiz gibi PKK/PYD ve DEAŞ aslında ayni yumurtanın ikizleri gibidir. Hamas Gazze’ye sızmaya çalışan DEAŞ teröristlerine karşı amansız mücadele verdi ve o topraklara yerleşmesine müsaade etmedi. DEAŞ’ı o topraklara İsrail ve ABD sokmak istiyordu. Şimdi onun intikamını almaya çalışıyorlar. Artık DEAŞ sözde savunduğu değerleri değil de gerçek katil ve gavur sıfatıyla sahneye çıkması en azından oyunun açığa çıkmasına vesile olur.

Hamas’ı Sina bataklığına çekeme gayretleri
Haydut ABD’nin başındaki şaibeli Donald Trump’ın gayrimeşru bir kararla Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıyan tartışmalı imzasından sonra tüm dünyada ve özellikle İslam dünyasında infiale yol açmasına rağmen İsrail’i, ABD’yi değil de Hamas’ı düşman ilan etmesi çok manidar geldi. İnancından ve davasından vazgeçmediği için yıllarca bombardıman ve ambargonun altında kaldılar. Şimdi bu terör örgütü Siyonist ve ABD’nin piyonu DEAŞ Hamas’ı “Kafir Batı’nın izinden gitmekle” suçlayarak ortalığa fitne tohumları ekiyor. Küçük bir kıvılcım tüm tarafları içinden çıkılmaz silahlı bir çatışmanın içine çeker.

Suriye, Irak ve Libya gibi ülkeleri yeterince kaos ve iç savaşın içine çeken emperyalist güçler şimdi Mısır ve özellikle Gazze’yi karıştırmak istiyor. Yine din istismar ediliyor. Kutsal değerlerin gölgesine saklanıyor. Hem Filistin yönetimine hem de Hamas’a derin bir komplo kurmak istiyorlar. Mahmud Abbas her ne kadar Bati’nin adamı ise de Kudüs konusunda Türkiye ve dostlarının yanında durduğu için cezalandırılmak isteniyor. BAE’de kirli ve işler için kullanılan ve Mossad ajanı olan Mahammed Dahlan iş başına getirilmek isteniyor.

Maşa olarak kullanılan yapay DEAŞ örgütü bir nevi çekirge sürüsü gibi kullanılıyor. Bir yerde kalıcı değil. Ama girdiği bölgeyi kurutup defolup bir başka yeri mahvetmek için gidiyor. Bu kaos senaryosunun başında ABD ve Siyonist rejim bulunurken işin içine Suudi Arabistan, BAE ve  Mısır’da bulunmaktadır. Ortalığı karıştırabilirler ama başarılı olamayacakları çok açıktır. Hamas’ı Sina bataklığına çekemeyecekler. Mısır bu işten istifade etmeye başladı bile. Sina yarımadasına olağan Üstü Hal ilan ederek istediği katliam ve yolsuzluk yapıyor.

Aslan Balcı
Aslan Balcı[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.