SON DAKİKA

Beşiktaş-Bayern München eşleşmesi

Bu haber 13 Aralık 2017 Çarşamba - 10:24 'de eklendi.

Kimine göre çok kötü bir kura olabilir ama Beşiktaş’ın son yıllarda Avrupa’da gösterdiği ivmeyi de göz önüne getirirseniz Beşiktaş için değil Bayern Münih için çok zor bir kura olduğunu söyleyebilirim. Beşiktaş’ın Liverpool’u elemesi, aynı sezon Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Arsenal’e kök söktürmesi, geçtiğimiz sezon ve bu sezonki Şampiyonlar Ligi performansı Bayern Münih için hiç de iyi sinyaller değil. Bayern Münih de özellikle Jupp Heynckes dönemi sonrasında önce Guardiola ardından da Ancellotti döneminde Şampiyonlar Liginde hep hayal kırıklıkları yaşattı. Jupp Heynckes yeniden göreve dönmesine rağmen Bayern Münih onun değil Guardiola ve Ancelotti döneminde kurulan bir takım. Heynckes etkisini Şampiyonlar Ligi seviyesinde ancak önümüzdeki sezon görebiliriz. Beşiktaş’ın özellikle ilk maçı deplasmanda oynayacak olması da Siyah Beyazlılar için büyük bir avantaj. Deplasmanda atılacak bir gol turun anahtarı demek. Bayern’in yıldızlarının son yıllarda formdan düşmesi, Alman temsilcisinin son yıllardaki yanlış transfer politikaları da Bavyera temsilcisinin özellikle Şampiyonlar Ligi seviyesinde son 4 yılda ivme kaybetmesine neden olmuştur. Bu turun ortada olduğunu düşünüyorum. Bayern’in turu geçmesi hiç de kolay değil. Oldukça acı çekmeleri gerekecek. Aynı şey Beşiktaş için de geçerli. Ancak Beşiktaş zaten bu noktaya kadar hep acı çekerek geldi. Maçın 2 aydan fazla bir süre sonra oynanacak olması da o günkü şartlarda ayrı bir değerlendirme yapmamızı gerektirebilir ama sonuçta bu değerlendirmeleri biz kulüplerin son 4 yıllık Avrupa performanslarına göre yaptığımız için değerlendirmelerimizde geniş çaplı sapmaların olmayacağı, aynı görüşlerimizin o zaman da geçerli olacağını söyleyebilirim. Bana göre tur iki takım için de yüzde 50.

BAYERN EN KÖTÜ DÖNEMİNİ YAŞIYOR
Bayern Münih’in lig şampiyonluklarına bakmayın. Almanya’da Bayern ve diğerleri vardır. O yüzden çok da önemli değildir onlar için Bundesliga şampiyonlukları. Taraftarlarını da kesmez. Onlar için varsa yoksa Şampiyonlar Ligi’dir. Bu Real Madrid, Barcelona, Juventus, Paris Saint Germain gibi takımlar için de geçerlidir. Bu kulüplerde teknik direktörlerin göreve devam etmesi için de kriter her zaman Şampiyonlar Ligi olmuştur. Dikkat ederseniz Bayern Münih’te Guardiola 3 yılda 3 kez Bundesliga şampiyonu olmasına, Ancelotti de 1 yılda bir kez Bundesliga’yı kazanmasına rağmen kovuldu. Çünkü Bayern’i lig şampiyonluğu kesmez. O yüzden Bayern son yıllarda Şampiyonlar Ligi performansı olarak bahsettiğimiz diğer büyük kulüplerden çok ama çok geride kaldı. Yani Bayern eski Bayern değil. Tarihlerinin demeyelim ama son 20 yılın en kötü dönemlerini yaşıyorlar. Beşiktaş için ise şunu söyleyebiliriz. Avrupa tarihinin en başarılı dönemini yaşıyorlar. Şampiyonlar Ligi grubundan namağlup çıkarak, grubu domine etmeleri de bunun en somut işareti. Yani şöyle bir değerlendirme yaparsak Beşiktaş’ın Avrupa’da en başarılı, Bayern’in de son 20 yıldaki en kötü Bayern takımı olduğunu düşünürsek Beşiktaş’ın Bayern’i elemesi için bundan daha iyi bir ortam bekleyemeyiz. Kura çekildikten sonra Bayern’in resmi hesaplarından Beşiktaş’ı küçümseyen paylaşımlar yaparak olayın hala ciddiyetinde olmaması ise Beşiktaş’ın en büyük motivasyon kaynağı olacaktır.

MENTAL YORGUNLUK
Hem ligde, hem Şampiyonlar Liginde hem de Türkiye Kupası’nda her maça aynı konsantrasyonu göstermek bir kere mental olarak mümkün değil. Bu söylediğim sadece Beşiktaş’ın Kayseri deplasmanındaki 2 puanlık kayıp için söz konusu değil. Galatasaray maçından çıkıp 4 gün sonra Leipzig’de, 4 gün sonra da Kayseri önünde aynı konsantrasyonu beklemek bence biraz abartı olur. Puan kayıpları bana göre normal. Konu tamamen odaklanma ve konsantrasyon ile ilgili durum. Galatasaray ve Fenerbahçe haftadan haftaya rakiplerine daha yüksek bir mental düşünce ile hazırlanırken bu süre Beşiktaş’ta 3 günde bir maç oynadığı için rakiplerine göre odaklanmada daha fazla sorun yaşanmasına neden oluyor kanaatindeyim.
Siyah Beyazlıların tek avantajı ise kadrosunun geniş olmasından dolayı bu hasarları asgari düzeyde yaşaması. Şampiyonlar Liginde böylesine görkemli bir başarı yakaladıktan sonra ligde de hala şampiyonluk yarışının içinde olmak bence başarıdır. Şampiyonlar Ligi devam ederken bu tip kayıplar devam edecektir. Beşiktaş için önemli olan bu dönemde rakiplerinin de puan kaybetmesi ve puan farkının açılmaması olacaktır. Beşiktaş’ın lige ağırlığını koyacağı haftalar muhtemelen 25. Haftadan itibaren başlayacaktır. Önemli olan bu haftaya kadar aradaki makasın daha çok açılmaması. Dikkat ederseniz Başakşehir de Avrupa Ligi’nden elendikten sonra lige odaklanmada sorun yaşamış, bu da Sivas önünde yenilgi olarak dönmüştür. Başakşehir Avrupa’dan bu şekilde elenmiş olmanın sıkıntılarını ilk yarının kalan maçlarında da yaşayabilir. Dikkat ederseniz son 4 maçını da kazanan Trabzonspor ve Fenerbahçe’nin en büyük avantajı ise sadece lig yarışı içinde olmaları ve maçlara yüzde yüz konsantrasyonla çıkıp oynamaları. Hem Aykut Kocaman hem de Rıza Çalımbay Avrupa’da olmamanın ve ligde tek kulvarda devam etmenin avantajını en iyi şekilde kullanıyorlar. İki takımın kafasında sadece lig olduğu için odaklanma anlamında sıkıntı yaşamıyorlar. Başakşehir’in de Avrupa Liginde oynadığı dönemde özellikle Hoffenheim maçlarına yedek kadrolarla çıkıp ligi önemsemesi nedeniyle ligde bunu doğru orantılı olarak skorlara yansıtsa da bu düşünce Başakşehir’in turu geçeceği bir grupta son iki maçında birinci ve ikinci sıradaki takımı yenmesine rağmen 1 puanla elenmesine yol açmıştır. Burada da Abdullah Avcı’nın her iki kulvarı Beşiktaş gibi başarılı bir şekilde yönetmediğini, Avcı’nın gelgitlerinin Başakşehir’e özellikle UEFA Kupası’nda açacağı çeyrek ya da yarı final kapılarını kendi yüzüne kapatması gibi bir neden doğurmuştur.

FENERBAHÇE TAKIM OLMUŞ
Fenerbahçe’nin hafta sonunda Bursa deplasmanında izleyenler farklı düşüncelere kapılmış olabilirler tıpkı benim gibi. İlk yarıda ve ikinci yarıda siyahla beyaz kadar farklı bir Fenerbahçe izledik. İlk yarıdaki oyununu rakibe kabul ettiremeyen, oyun geçişlerini yapamayan, Bursaspor’un oyununu kabul eden bir Fenerbahçe, ikinci yarıda da oyuna hükmeden, sahayı iyi parselleyen, rakibine geniş alan vermeden, topun arkasına geçen, istekli, arzulu, savunmada ve hücumda aynı coşkuyu gösteren bir Fenerbahçe izledik. Olumlu açıdan bakacak olursak maçların 45 değil de 90 dakika olduğunu düşünürsek son düdüğe kadar mücadeleyi bırakmayan, mental olarak güçlü, sezonun son haftasına kadar da yarışın içinde olacağım mesajı veren bir Fenerbahçe izledik. Fenerbahçe’nin arka arkaya aldığı galibiyetlerin de tesadüf olmadığını, Aykut Kocaman’ın planının da şimdilik doğru işlediğini söyleyebiliriz. Ancak bana göre böylesine zorluk derecesi yüksek maçlar için Atıf tercihi Kocaman’ın tek tartışılacak noktası. Fenerbahçe’nin her ne kadar 4 haftadır kazansa da, şimdilik tutsa da Giuliano ile birlikte çift 10 numara olarak Atıf’ın 11’de başlaması ilerleyen haftalarda büyük sıkıntılar yaratacaktır. Özellikle Bursa maçının ilk yarısında Fenerbahçe’nin oyunda pasif kalması tamamen iki tane 10 numara ile oynamasından kaynaklanmış, özellikle dönüşlerde, ikinci toplarda ve sahipsiz toplarda Bursa daha dirençli bir görüntü ortaya koyarak ilk 45 dakikanın oyun olarak hem toplu hem de topsuz oyunda hakimi olmuştur. Fenerbahçe’nin ve Aykut Kocaman’ın kazanırken Atıf faktörünü de göz önünde bulundurarak kulübede bekleyen Valbuena ya da Ozan Tufan seçeneklerini aktif hale getirmesi bence kadronun derinliği açısından da son derece önemli bir ayrıntı diye düşünüyorum.

İskender Kordu
İskender Kordu[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.