Harbi Gazete
Lokman Ayva
Lokman Ayva

Gurbetteki yalnızlar

Gurbetteki yalnızlar
Bu haber 11 Şubat 2018 - 13:07 'de eklendi.

Siz ne zaman kendinizi yalnız hissedersiniz bilmiyorum. Başıma iyi veya kötü bir hal
geldiğinde onu paylaşacağım kimse olmadığında kendimi yalnız hissederim. Tam düşerken
tutunacağım bir dal olmayınca kendimi yalnız hissederim. Karşımdaki kalabalıklara karşı
benimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşan kimse olmadığında hissederim. Dışlandığımda,
horlandığımda “onu yalnız mı sandınız biz varız” diyen olmadığında kendimi hem yalnız, hem
de kötü hissederim. Bu hislerini hissetmekte yalnız olmadığımı biliyorum. Hele ekmek parası
için Almanya’ya, Hollanda’ya, İsviçre’ye, Fransa’ya, İskandinav ülkelerine gitmiş ve engelli
çocuğu olan yahut kendi engelli olan insanların benden katbekat fazla bu duyguyu
yaşadıklarını biliyorum. Bunu azaltmak için acaba bir katkımız olabilir mi?
Bir genci düşünün. Anne, baba yurtdışında ve kendisi de küçük yaşta gurbete gitti. Ailesinin
dahil olduğu küçük topluluktaki insanları tanıdı. Gittiği ülkenin dilini, kurallarını, geleneklerini
tam olarak öğrenemedi veya inancına uygun olmadığından asimile olmamak için öğrenmedi.
Böyle bir ortamda büyüdü. Evlilik çağına geldi. Köyünden bir kızla hayatını birleştirdi.
Bunların bir de çocukları doğdu. Gelin görün ki bunların çocukların engelli doğdu. İster işitme,
ister görme, ister zihinsel, ister bedensel engelli deyin, bir şekilde engelli doğdu. İşte
gurbetteki yalnızlık derinleşerek büyümeye başlar. Aile önce hastalık zannederek dilini,
kurallarını, geleneklerini bilmediği insanların sağlık sistemine müracaat eder. Orada yarım
yamalak işlemler yapılır. Öğrenilir ki çocuk engellidir. Gençler kolay kolay durumu
kabullenmek istemezler. “Acaba niçin biz ve bizim çocuğumuz?” sorusunun cevabının
imkansızlığıyla kıvranır dururlar. “Çoluğundan çocuğundan çıksın” gibi bedduaları alıp
almadıkları, yaptıkları hataları gözden geçirip geçmişlerinin muhasebesini yapmaya
koyulurlar. Anne ve babanın birbirlerini suçlama dönemleri başlamıştır. Her insanın alakalı,
alakasız hataları illa ki vardır ve “bunlardan dolayı olmuş olabilir” kaygısıyla suçluluk duymaya
başlarlar. Hatalarını itiraf ettiği anda karşı tarafın yükleneceğinden korkarak ağzını açamaz
bile. Kayınvalide ve kayınpederlere, görümcelere, kayınlara söylenemez bile bu yaşananlar.
Onların da gelinle veya damatla sorunları varsa suçlama korosuna onlar da katılırlar. Bu
süreçte hem en çok yüreği kavrulan, hem de en çok suçlanan annedir. Yalnızlığı hayal
edebiliyor musunuz?
Tamam çocuk doğdu. Tamam engelli olduğu anlaşıldı da şimdi ne olacak? Onlara göre
“engelli hiç bir şey yapamaz. Ne kendi kendine bakabilir, ne okuyabilir, ne meslek öğrenebilir,
ne bir işte çalışabilir, ne de onunla evlenen olur. Ömür boyu bakılması gereken biri vardır
artık evde.” Her yaz senelik izinde memlekete, köye nasıl gidilecek ki artık? Köy şartlarında
onun oturup kalkması, getirilip götürülmesi çok zordur. Ondan daha zor da konu komşunun
bitmez, tükenmez sorularına muhatap olmaktır. Bu durumda “En iyi çözüm birinin engelli
bireyle evde kalması ve diğerlerinin köye gitmesidir” onlara göre.
Çevrede engelli çocuklar okullar olduğu bilgileri duyulmaya başlar. “Acaba Türk ve Müslüman
çocuklarını da alırlar mı ki?” Bütün cesaret toplanır, o kurumla görüşülmeye gidilir. Alındığı
öğrenilir. Alınır alınmasına da eğitim, öğretim, ortam ailenin inançlarının dışındadır. O ülkenin
dini geleneklerine, toplumsal alışkanlıklarına göre düzenlenmiştir. Ne taharet öğrenir, ne
besmele çekmeyi, “Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun” demeyi. Adeta yavrucağın
anne babası “taşıyıcı anne baba olmuş, o ülke için çocuk” yapmışlardır. Peki anne babanın
başka alternatifi var mı? İsterlerse “istemiyoruz” desinler. İsterlerse “çocuğumuzun bir
Müslüman olarak yetişmesini istiyoruz” desinler. İsterlerse “Alın ülkenizi, işinizi,
teknolojilerinizi biz ülkemize dönüyoruz” desinler. Siz olsanız bunun hangisini diyebilirdiniz?
İşte gurbetteki yalnızlık. İşte gurbetteki çaresizlik.

Aslında başını kaldırıp kendi dünyasının dışına bakabilirlerse, birileri onlara bu bakışı
öğütleyebilirse hiç de biçare olmadıklarını görecek ve imkansız diye bir şeyin imkansız
olduğunu öğrenecekler. Tatillerde Türkiye’ye gelirken, engelli bireylerini rahatlıkla
getirebileceklerini, Türkiye’deki imkanların diğer ülkelerinkinden hiç de az olmadığını
görecekler. Şu anda tabi ki onlarla ilgili bilgiler derli toplu bir yerde yok. Yaz kurslarının
yurtdışı ayakları henüz bilinmiyor. Henüz cinsellikleriyle ilgili eğitimleri nasıl alacakları
bilinmiyor. Duyduklarım yakında böyle büyük bir çalışma başlatılacağı yönünde. Dilerim
çalışmalar başlar ve biz de buradan size bilgi verme mutluluğunu yaşarız.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER