SON DAKİKA

Gurkalar ve Çeçenler

Bu haber 26 Kasım 2017 Pazar - 14:28 'de eklendi.

Her milletin bir genetiği vardır. Kimi milletler sanatsal genetikleri, kimileri fen, kimileri ise atletik ve sportif genetikleri ile öne çıkarlar. Kimi milletler ise savaşçıdır. Hem bedenleri hem de ruhlarıyla adeta savaşçı doğarlar.

Nepal’de yaşayan Gurkalar da böyle bir halk. 1800 lü yıllarda İngilizler Doğu Hindistan Şirketi üzerinden Hindistan Yarımadasını işgal ederken kuzeyde Nepal’e doğru yönelirler. Kuzey Hindistan’da rahat ilerleyen İngilizler Gurka halkının yaşadığı bölgeye ulaştıklarında ise adeta beton bir duvara toslamış gibi çakılıp kalırlar. 1814-1816 yılları arasında verilen tüm ağır savaşlara rağmen savaşçı bir halk olan Gurka hattını aşmaya muvaffak olamaz.

Gurkaların savaşçı ruhunu ve karakterini keşfeden İngilizler para karşılığında İngiliz Ordusunda Gurkalardan oluşan bir birlik oluştururlar. 1800’lü yıllardan bu yana Gurkalar İngiliz Ordusu içinde çok önemli misyonlar üstlenirler ve en ön saflarda savaşırlar.

Öyle ki, İngilizler Çanakkale savaşlarında bile Gurkaları ön saflarda savaştırırlar. Bugün bile halen İngiliz Ordusu içinde Gurkalardan oluşan son derece dinamik ve aktif bir birlik bulunmaktadır. Gurka birlikleri Afganistan’da, Irak’ta ve dünyanın farklı coğrafyalarında en ön safta İngiltere’nin menfaatleri için savaşmaya bugün de devam ediyorlar.

Çeçenler de Gurkalar gibi ve belki de daha fazla savaşçı ruhuna ve genetiğine sahip bir millet. Çeçenlerin efsanevi ve manevi lideri Şeyh Şamil’in yine 1800’lü yıllarda Kafkaslar’da Ruslara karşı efsanevi direnişi tarihte önemli bir yer tutar.

Tıpkı İmam Şamil gibi torunları da asırlar sonra Rusya’ya karşı verdikleri direniş mücadelesi ile öne çıktılar. Grozni direnişi ve savaşları filmlere konu olacak kadar güçlü ve kahramanca bir direnişti.

Çeçenlerin savaşçı genetiği ve ruhu da Gurkalar gibi birilerinin dikkatini çekti. Savaşçı genetiklerini ve ruhlarını imanla birleştiren Çeçenlerin ne kadar yenilmez ve baş edilemez olduklarını gören kimi derin çevreler Çeçenleri devşirerek El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerde savaştırmaya başladı.

Uzun bir komünizm baskısının arkasından İslamla yeniden tanışan Çeçenlerin savaşçı ruhları ile imanları bütünleştiğinde ortaya inanılmaz bir savaş gücü ve ruhu çıkıyordu. Bu gücü ve ruhu keşfedenler Çeçen savaşçıları istismar etmekte gecikmedi. IŞİD’in elindeki en önemli savaş gücünü bugün Çeçen savaşçılar oluşturuyor maalesef. Kent ve kırsal savaşlarında son derece yetenekli olan Çeçen savaşçılar bugün Kobani’de IŞİD’in seçkin ve öncü savaşçıları olarak PYD ve PKK güçlerine karşı savaşıyorlar. Ve 30 yıllık terör deneyimine sahip PKK’yı Kobani’de hallaç pamuğu gibi atanlar da yine Çeçen savaşçılar.

Aslında Savaşmayı bir yaşam tarzı haline getirmiş olan Çeçenlerin bu potansiyelleri doğru noktalara kanalize edilebilirdi. Gelmek ve değinmek istediğim nokta da burası aslında.

TSK İçinde Çeçen Birliği

TBMM geçtiğimiz yıllarda çıkardığı bir kanun tasarısı ile profesyonel ve paralı bir birlik oluşturmanın yolunu açmıştı. İngiliz Ordusu’nda yüz yıllardır görev yapan Gurka savaşçıları gibi Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de Çeçen savaşçılardan oluşan ve özellikle teröre karşı mücadele konusunda misyon üstlenecek bir Çeçen Birliği neden oluşturulmasın! Kaldı ki Çeçen genetiği ile Türk genetiği birbirine son derece yakın ve akraba bir genetiktir. Çeçen milleti bizim akraba milletimizdir.

Gurkalarla İngilizler arasındaki genetik uyumsuzluğa rağmen yüz yıllardır ortaya konulmuş bir başarı varken akraba olduğumuz Çeçen savaşçıları niçin kendi ordumuz içinde bu şekilde görevlendir meyelim?

Hem atılacak bu adımla terör örgütleri ve terör baronlarının elinden bu aziz ve mütevazı milletin evlatlarını da önemli ölçüde kurtarmış oluruz.

Savaşçı yönüyle istismara uğrayan derin odaklar tarafından devşirilip yok etmeye programlanan ve yok edilen bu onurlu millet unutulmamalı ki bizim milletimiz.

Genel Kurmay’ın bazı tabularını yıkıp dışa açılması açısından da bu noktayı son derece önemli buluyorum. Unutulmamalı ki TSK, artık sadece 780 bin kilometre karenin ordusu değil tüm mazlum coğrafyaların ve ümmetin de ordusudur.

Türkiye’nin nüfuz coğrafyası nasıl ümmet coğrafyası ise TSK’nın da kendi askeri ve güvenlik ufkunu 780 bin kilometre karenin ötesine taşıması bir zorunluluktur.

Ali Şahin - AB Bakan Yardımcısı
Ali Şahin - AB Bakan Yardımcısı[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.