SON DAKİKA

İran’ı Suriye’ye çevirme gayretleri

Bu haber 7 Ocak 2018 Pazar - 14:14 'de eklendi.
İran’ı takip edenler 28 Aralık’ta başlayan kaos ve kargaşanın olacağını tahmin ediyordu. Ancak olaylara kanın bulaşmasını kimse beklemiyordu. Ülkede rejim karşıtı değil hükümet muhalifi gruplar her zaman olmuştur. Rejim muhalifi silahlı ve silahsız gruplar çok önceden ciddi şekilde bastırılmış, hepsi yurt dışına kaçmıştı. Ülkede bir lider veya grup  etrafında birleşip ortak hareket etme imkanları yok. Bu olaylarda halk bireysel olarak tepkilerini dile getiriyordu. Siyonist İsrail’in, haydut ABD’nin ve Vahhabi Suudi Arabistan’ın protestoculara açıkça destek olmaları halkın yaptığı eylemi çalmaktan öte bir şey değildir. Onların yüzünden halk eylemleri bıraktı.

Buradan emperyalistlere bir ekmek çıkmaz. Olayların temelinde Bankerlerin 3 milyondan fazla kişinin parasını çalması yatıyor. Orta ve alt gelir grubunun paralarını teslim ettiği bir nevi “tefecilik” yapan resmi ve gayri resmi yollarla halktan para toplayan kurumların iflas etmesiyle yaklaşık 3,5  milyar dolar kayboldu. Halk kaybolan  paralarının peşindedir. Kimse ABD veya S. Arabistan’ın telkiniyle hareket etmiyor.

Ülkede batak vaziyette bulunan yaklaşık 7 bin Banker veya tefecinin birçoğu Devrim Muhafızı veya devlet ricalinin elemanı olduğundan şimdiye kadar zararlar tazmin edilemedi. Sorumlular devletin gizli eli tarafından himaye ediliyor. Halk buna isyan ediyor. Bu zaten bekleniyordu. Çünkü İran’da insanların her şeyine doku ama parasına dokunma.

Şah zamanında 1960’lı yılların başında sendikalar çalışanları arasında “Sandık” kurmuştu. Humeyni rejiminde bu kurumlar “Karz-ı hasen” haline geldi. On binlerce ihtiyaç sahibinin derdine derman oldu. Ancak zamanla İslam’dan uzaklaşıp ırkçılık ve fesatçılık yapmaya başlayan İran’da “Tefeciler” ve “Bankerler” türemeye başladı. Para toplayan kişi veya kurumların tamamına yakını rejimin koruyup kolladığı kişi olduğundan kimse bunlardan hesap soramıyor.

Halkının huzuruna yönelik çalışma yapması beklenirken tam tersine işler yapan İran’ı yıllardan beri izlediği politikalarından dolayı eleştiriyorum. İnsanı ve İslami da bulmuyorum. Özellikle Suriye ve Yemen’de Rusya ile birlikte işlemiş olduğu cinayetler nedeniyle sorgulanmalı ve yargı önünde hesap vermesi gerektiğini ısrarla vurguladım. Hala da bu kanaatteyim. İran bölgede kan akıtmaktan vazgeçmeli barış ve huzurun tesisi için verdiğimiz çabaya destek olmayacaksa köstek olmaması gerektiğini dile getiriyorum.

Göstericiler İran’ın yanlış politikasına isyan ediyor
Haşhaşı FETÖ aptallarının kalkıştığı 15 Temmuz hain darbe girişiminin başarısız olacağı anlaşıldıktan başta Hasan Ruhani ve diğerleri yanımızda yer almışsa da bazı kendini bilmez ülkemizin düşmanı ve darbe sever faşistler meydanlarda katillerden yana gösteri yapmışsalar da biz onların yaptığı hainliği ve gayrı insanlığı yapamayız. İran’ı her ne kadar eleştirmiş olsak ta politikalarını beğenmemiş olsak da haydut ABD’nin başındaki kibirli ve kendini bilmez bir dengesizin yanında yer alamayız.

İran yıllardan beri iki koldan beslendi durdu. Bunlardan ilki ABD ve İsrail düşmanlığı,  bir diğeri ise Suudi Arabistan nezdinde Vahhabi düşmanlığı yaparak kendi habis politikalarının üzerini örttü. Aslında karşı olduğu bu olgularla gizli kapaklı ortamlarda her zaman beraber oldu. Hiçbir zaman gerçek anlamda İran’ın ABD ve İsrail karşıtı olduğuna inanmadım. Kendi halkı da inanmıyor.

İran’ın izlemiş olduğu yalan ve yanlış politika, ülkemiz ve milletimiz aleyhine yapmış oldukları kara propaganda ve tüm İslam aleminde Sünni Müslümanlara karşı işlemiş oldukları cinayetleriunutmamakla birlikte bugün ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlar nedeniyle onlarla birlikte olmamız gerektiğine inanıyorum. Tarih boyunca kötülüğümüzü istemiş olsalar da emperyalistlerin oyununa alet olmamak, aynı tarafta bulunmamak, olabilecek kaos nedeniyle milyonlarca insanın ülkemize veya başka ülkelere göç etmemeleri için bir an önce barış ve sükûnetin sağlanması lazım.

Olaylar 31 vilayetten 29’una yayıldı. Protestolar önce eleştiri hakkı olarak değerlendirildi. Daha sonraki gelişmelerde bu işin çok daha derin ve içinden çıkılmaz hal aldığını gören Cumhurbaşkanı Hasan Ruhanı “İran halkı, yağmacılara cevabını verecek” dedi. Bu açıklamadan sonra istihbarat birimlerinin gizli operasyonları neticesinde gösteriler bitti. Umarım gizli infazlar yapılmaz. Demokrasi, İnsan hakları veya yabancı sermayenin ülkeye gelmemesi gibi bir çekincesi bulunmayan İran rejimini korumak için her şeyi yapar. Yapmaya da başladı.

Suriye ,Yemen ve yayılmacı politikadan vazgeçin! 
Ülkedeki pahalılığı, yüksek enflasyonu, yolsuzluğu, yüzde 13’e dayanan işsizliği, insan hakları ihlallerini ve bir türlü düzelemeyen ekonomik durumu protesto Meşhed’de başladı. Kısa zaman içinde ülkenin geneline yayılan ve rejim karşıtlığına dönüşen eylemlerde provokasyonların olma ihtimali her zaman vardır. Ancak olayların temelini dış mihraklar değil bizzat İran’ın uyguladığı yanlış politikalar vardır. Olaylar masumluğunu yitirip Vandalizm’e ve yağmacılığa kaydı. Yaklaşık 30 kişinin öldürülmesi kabul edilebilecek bir durum değildir.

 Ülkede büyük bir öfke birikimi olduğunu biliyorum. Özellikle Devrim Muhafızlarının, Ali Hamaney ve ekibinin ülkenin kaymağını yediğini, çok yakın zamanda bazı kişilerin aşırı zenginleştiğini,halkın ise git gide fakirleştiğini, buna karşın devlet halkından kıstığı yatırımları Suriye, Hizbullah, Yemen, Bahreyn ve Şii inancı ile birlikte Fars milliyetçiliğini yaymak istediği ülkelere akıtılan paralara sıcak bakmıyor. Halk devletten kendisiyle ilgilenmesini istiyor. Gayet masum ve haklı talepler.

 Halkın sıkıntılarını görmemezlikten gelen İran rejimi ABD ve emperyalistlerin verdiği gazla çok şımardı. İşgal edilen her ülkenin hükümranı durumuna geldi ve dünyaya terör yaymaya başladı. Halkının acısını dindirecek merhem bulmak istemedi. Hümeyni’nin kurmuş olduğu İslam Cumhuriyeti ilkelerini bir kenara atarak fanatik Şii ve Fars milliyetçiliğini yaymaya başladı. Bu haksızlığaisyan eden halk acımasızca bastırıldı. Sadece ekonomik değil sosyal olayların birikmesiyle baş gösteren gösterileri emperyalistler halk isyanına ve rejim sorununa çevirdi. İşte bu büyük bir tehlikedir. Suriye’de olduğu gibi bu eylem bizi de etkiler. İnsanı dramın yanında ekonomik gelişmeler en fazla bizi etkiler. İkinci bir enkaz kaldıramayız.

 Ali Hamaney olaylar üzerine konuşma yaptı. Çok basit argümanlarla halkı suçladı. Olayların arkasında hemen dış güçler arandı. Bunu teyit eden bir iki yabancının gözaltına alındığını duyurdular. İranlı gazeteci ve mütefekkir dostlarımla yaptığım görüşmelerde bu olaylarda yabancıların parmağının olmadığını halkın kendi başına örgütlendiğini ve sokaklara çıktıklarını söylediler. Devrim Muhafızlarının bizzat silah kullandığını, araçlarla sivil halkın üzerine saldırdığını bazılarını ezdiğini gösteren videolar var. Derin devlet silah kullandı ancak bunun reçetesi sözde yabancı destekli göstericilere kesildi. Hem Ruhani zayıflatıldı hem de halka göz dağı verildi.

 Yurt dışındaki muhalefetin İran’da karşılığı yok
Her şeyden önce olayları başlatanların ortak bir grubu, hatta bir liderleri dahi yoktu. Ortak hedefi olmayan kişilerin bir araya gelmesiyle rejimin yıkılamayacağını herkes bilir. Durum böyleyken, halkı suçlamanın bir anlamı yok. Hamaney gerçekleri gizleyeceğine haksızlıkların üzerine gitmesi gerekmez meydi?. Devlet görevlilerinin, Mollaların veya onların çocuklarının karışmış olduğu yolsuzluklar araştırılıp, parasını tefecilere kaptıran garip ve dar gelirli insanların mağduriyeti giderilmeli. Hamaney’den bu yönde adım atmasını beklerdik. Ama hala derin devletin oyuncağı olmaya devam ediyor. Bu tefeci ve hırsızlar ülkesine zarar veriyor. Halkı mutlu olmayan bir devlet muzaffer olamaz. Bunu göremeyen Hamaney o koltuğu bırakmalıdır.

 Bizde de gezi olayları olmuştu. Orada esaslı bir organizasyon vardı. Yurt içinden ve dışından gelen ciddi destek ve paralar vardı. Sonunda halk bu işin birkaç ağaç ve çevre mücadelesiolmadığını görünce desteğini çekti. Terörist ve ajan provokatörler ortada kaldı. İran’da şimdilik olaylar dindirildi. Bine yakın kişi gözaltına alındı. Rejim taraftarları bizdeki “Yenikapı Mitingi” gibi gösteriler yaparak karşı hamle yaptı.

 İran içerisinde hiçbir örgütlenme veya siyasi oluşum yoktur. Siyasete girecek veya muhalefet olacakları rejim tayın eder. Önüne gelen siyasi ahkam kesemez. Komünist veya az da olsa Şah taraftarı olanlar yurt dışına kaçtı. Halkın Mücahitleri lideri Meryem Recavi ve diğer muhaliflerin ülke içerisinde hiçbir etkinliği yoktur. ABD ve AB ülkelerinde PKK veya FETÖ gibi emperyalistlerin piyonu olduklarından İran halkı üzerinde hiçbir etki ve tesirleri bulunmamaktadır.

 Hamaney’in kafasıyla olaylara bakılacak olurlarsa ABD ve şer kadrosu rahat durmayıp bu kez daha bilinçli devreye girerek ortalığı kaosa çevirebilirler. Bu olaylarda İran’ın zayıf ve noksan “fay hatları” tespit edip ona göre bir çalışmanın içerisine girecekler. Bırakın inadı. Suriye, Irak ve yemen gibi ülkelerden geri dönün. Halkınıza hizmet edin. Yoksa bu körlük sizi bitirecek. Bize de zarar vereceksiniz.

 Haydut ABD ve şaibeli başkanı D. Trump hatalarını örtbas etmek ve S. Arabistan’a sattığı silahların İran’a karşı kullanılması için bahane arıyor. Ruhani oynanan oyunu görüyor. Ama fanatik Mollalar ve derin devlet aptalca kehanetlere inanarak halkını ve bölgeyi tehlikeye atma haklarının olmadığını birisinin bunlara  anlatması gerekiyor. Savaşı aklınızdan çıkarın. Barışa ve insanlara hizmet etmeyi deneyin!

Aslan Balcı
Aslan Balcı[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.