SON DAKİKA

Harbi Gazete
Aslan Balcı
Aslan Balcı

ABD, Fransa ve İngiltere Suriye’yi neden vurdu?

ABD, Fransa ve İngiltere Suriye’yi neden vurdu?
Bu haber 17 Nisan 2018 - 0:02 'de eklendi.

ABD, İngiltere ve Fransa’nın Doğu Guta’da  sivillere yönelik kimyasal silah kullanan Beşşar Esed rejimi güçlerinin kontrolündeki depo ve üretim merkezlerinin hedef  aldığı saldırıda Suriye’nin başkenti Şam ile Hama, Humus, Dera ve Süveyda  illerindeki askeri noktalar bombalandı. Böyle bir durumda ne sevinebiliyorum ne de üzülebiliyorum. Bir zalim bir diğer zalime saldırdı. Böyle bir ortamda taraf tutamam. Hayatımın hiçbir evresinde zalimlerden ve emperyalistlerden yana taraf olmadım.

Bebek katili Beşşar Esed yaklaşık 7 yıldan beri halkını kimyasal ve konvansiyonel silahlarla katlediyor. Bu katliama dünyanın sözde süper güçleri bırakın göz yummayı aksine destek veriyor. Yıllardan beri kimyasal ve biyolojik silah üreten Baas rejimine hammaddebaşta Fransa, İngiltere olmak üzere Batı ülkelerinden gönderiliyor. Bu bilinen bir gerçektir. Ama ne hikmetse son günlerde batılı ülkeler özgürlükçü ve insan haklarını savunma hastalığına kapıldılar. Gerçekte kimsenin sivil halkı düşündüğü yok. ABD ve İngiltere iç kamuoyunda oldukça sıkıştı. Kendilerini kurtarmak için Suriye’ye bir hava operasyonu gerçekleştirdiler.

Saldırıyı ilk önce koltuğu sallantıda olan ABD Başkanı  Donald Trump duyurdu. Vurduğu yerleri ballandıra ballandıra anlattı Saldırıya Fransız ve İngiliz güçleri de destek verdi. Her biri kendi silah gücünü ve manevra kabiliyetini denemiş oldu. Suriye ve Rusya da hava savunma sistemlerini bir kez daha gözden geçirmiş oldu. Esed rejiminin iddiasına göre hava savunma sistemlerini devreye sokarak atılan füzelerin çoğunu etkisiz hale getirdiğini böbürlenerek anlatmaya hatta bunun için özel hazırlanmış görseller yayınlayarak ajanslara servis etti. Sanki büyük bir başarı elde etmiş de onu kutlamaya çalışıyor.

Ne hikmetse bu saldırıdan herkes kazançlı çıktı. Zarar eden kimse yok. Tüm tarafların beyanatlarını dinlediğimde hepsinin kazançlı çıktığını iddia etmesi çok gülünç geldi bana. Utanacaklarına, pişmanlık duyacaklarına sözde başarıları kutluyorlar. Emperyalistlerinçok uzaklardan gelip gönül coğrafyamızı bombalaması bizi üzmüştür. Ancak Beşşar Esed gibi tescilli bir katil ve diktatörün elinde böylesi tehlikeli kimyasal silahların olması da son derece sakıncalıdır. Hem bölge hem de ülkemizin güvenliği için bu katilin elinden tüm imkânlar alınmalıdır.

Rusya ve Suriye’ye önceden haber verildi

Emperyalistler hammaddeyi veriyor, Suriye rejimi kimyasal silahların üretimini ve hatta denemesini yaptıktan sonra tesisleri vurması hiç inandırıcı değil. Maalesef Baas rejimi bölgede yıllardan beri kimyasal silah üreterek hep kendi halkları üzerinde denemiştir. Irak’ta ve Suriye’deki diktatörler hep masum sivil halkları katletmiştir. Yıllardan beri bölgedeki halk idareciler tarafından öldürülüyor. Ne kadar acı ve berbat bir durum. Devletler halkının daha rahat yaşaması için her türlü konforu ve hizmeti sunarken Orta Doğu ve Afrikabölgelerindeki devletler ise halklarını kimyasal silahlarla öldürmesi son derece düşündürücüdür.

Tomahawk füzelerle kimyasal silahların yapıldığı tesisler vurulmadan günler önce ABD kendisi gibi işgalci ve masumları katleden Rusya’ya haber verdi. Rusya’da Esed rejimine ve İran’a haber verdi. Vurulacak yerler bilindiği için tesislerdeki önemli kimyasallar alınıp başka yerlere nakledildi. Tesislerde bekçi dahi yoktu. Tabiri caizse boş binalar vuruldu. Dünyayı ayağa kaldıran bunca tantanasonucunda birkaç boş binanın vurulmasından başka bir şey olmadı. Gerçek anlamda tesisler vurulmadı. Makine parkuru ve hammaddeler başka tesislere taşındı.

Eğer haber doğruysa Barza bölgesindeki kimyasal depo ile bilimsel araştırma merkezinin de vurulduğu iddia edildi. Burada kimyasal silah üretildiği önceden beri dillendiriliyordu. Ancak tarafların hepsi güvenilmez ve yalancı olduğundan haberin doğruluk payının ne olduğunu tam anlamıyla bilmiyoruz. Daha sonraki bağımsız kaynaklardan gelecek olan haberlerle olayın doğruluğu tespit edilmiş olacak.

Operasyon başlamadan önce sokak çocukları gibi ABD başkanı ile Rusya lideri arasında “ağız dalaşı” yaşandı. Sosyal medya üzerinden ateşli hatta birbirlerine saldıracak seviyeye ulaşan açıklamalar yapıldı. Sonra Trump yine çark etti. “Ben Suriye’yi vuracağız demedim” dedi. Kafalar yine karıştı. Pentagon ise başkanın açıklamalarının hiçbirini teyit etmedi. Ülkede bir değil birkaç başlılıkolduğu gün gibi ortaya çıktı. Daha doğrusu Trump’ı kimse takmıyor. O da kendinin adam yerine konulması için diploması ve devlet geleneğinde olmayan akıldışı açıklamalar yaptı.

Esed bahane edilerek kendilerini kurtardılar

Tutarsız açıklamalar karşısında kimse ABD’yi ciddiye almadı ama Suriye ile İran’a mutlaka bir operasyon yapılacağı tahmin edildi. Ayrıca Trump ülke içinde oldukça sıkıntılı günler geçiriyor. Şimdiye kadar onun üzerinde soruşturma açıldı. Eskiden işlemiş olduğu gayrı ahlakı olaylar gün yüzüne çıkmaya başladı. Adam bir çıkış yolu arıyordu. Diktatör Esed’in kimyasal silah kullanması tam zamanında yetişti.

Eski Rus ajanı Sergey Skripal İngiltere’de Ruslar tarafından kızıyla birlikte kimyasal saldırıya uğramasının şok etkisi tüm canlılığını koruyor. Başbakan Theresa May her gün daha da sertleşen eleştirilerin önünü bir türlü kesemedi. Rus diplomatların sınır dışı edilmesi ve Batılı ülkeleri yanına çekmesi de işe yaramadı. Tam böyle bir ortamda bebek katili kukla Esed İngiltere’nin de imdadına yetişti. Doğu Guta’daki masum sivillere yönelik kullanılan kimyasal silahlar hem ABD hem de İngiltere için krizden çıkmanın bir yolu oldu. Masumlar katledildi ama emperyalistler nemalandı.

ABD ve İngiltere’ye destek veren Fransa ise bölgedeki masada yerini sağlama almak için bu gruba dâhil oldu. Ülkenin gündemini değiştirmeye yönelik hareket etmeyen Fransa silahlarını denemek ve Suriye yeniden pazarlanırken masada olmak için bu operasyona katıldı. Zaten son zamanlarda ABD bazı yerleri Fransa’ya devretmeye başladı. Sınırlarımızda oluşmaya çalışan PKK/PYDçapulcularına ABD ile birlikte Fransa’da destek vermeye başlaması bizim de canımızı sıkmaya başladı.

Vizyonu olmayan Emmanuel Macron Fransa’nın cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk kez böylesi önemli karar alarak, “Orduya ABD güçlerine destek veren emri verdim” diyerek kendinin ne kadar büyük(!) biri olduğunu ispatlamaya çalıştı. Önceden beri Esed’e destek veren Fransa eğer rejime gerçek anlamda zarar verecek bir operasyon olsa böyle bir eyleme katılmayacağını hepimiz biliyoruz.

Esed  barışın önüne takoz oluyor 

Saldırı düzenleyen ülkelerin hepsi ortak ve net bir dille bebek katili Beşşar Esed’e ve rejime yönelik bir eylem içinde olmadıklarını, sadece kimyasal üreten tesisleri vurduklarının altını çizdi. İşte bunların gerçek niyetleri budur. Katili, zalimi ve caniyi durdurmak gibi bir gayeleri yok. O katletmeye devam etsin. Dinsiz ve ahlaksız rejimi ayakta kalması için ellerinden geleni yapacaklarını lisani hal dile getirdiler.

Zalimler ancak zalimlerin dostudur” sözü konumuzun özünü ne kadar da güzel anlatıyor. Suriye’de sorunun kaynağı rejim ve Esed’dir. Eğer bu iki unsur bertaraf edilmiş olsa halk isyanı bırakır hep birlikte yaralarını sarmaya başlar. Barışın önünde en büyük takoz olan Esed’e ve onun köhnemiş rejimine dokunmayı dahi düşünmeyen Batılı emperyalistlerin bölgeye ve Suriye’ye barışgetirmek istediğine kim inanır?  Samimi değiller.

Biz yıllardan beri bataklığın kurutulmasının gerekliliği üzerinde duruyoruz. Esed ve rejim Suriye’den uzaklaştırılmadıkça bu bataklıktan çok daha sivrisinek çıkar. Batı ise bataklığı kurutmak değil buradan çıkan sinekleri ara sıra yakalamanın peşinde. Onun için onlarla ayni dili konuşamıyoruz. Çünkü dertlerimiz ayni değil. Biz merhametle ve çözüm odaklı yaklaşırken emperyalistler çıkar ve kaos ortamıoluşturmak istiyor.

Suriye’nin hamiliğini yapan Rusya ABD, İngiltere ve Fransa’nın saldırısına kendince tepki göstererek yaşananları saldırganlık olarak değerlendirdi.  “Suriye’ye saldırı sonuçsuz kalmayacak” diye açıklama yaptı. Şam’ı korumaya devam edeceklerini vurgularken bilmeyende gerçekten Suriye’yi koruduklarını sanacak. Oysa Rusya Suriye’nin Tartus ve Hmeymim’de bulunan üslerini 50 yıllığınakullanacak. Ayrıca harcanan tüm askeri masraflar faiziyle birlikte Rusya’ya ödenecek. Yani ortada para ve çıkar olmazsa kılını dahi kıpırdatmaz.

Taraflar haddini aşan laflar ettiler 

Bu saldırıda taraflar öyle laflar ettiler ki hepsi tarihe geçecek tarzdalar. Tek cümleyle derledim. Yukarıda belirttiğim gibi bu olayda herkes kazandı. Kaybeden olmadı(!)

ABD: “Vuracağımızı söylemiştik. Dediğimizi yaptık. Gerekirse yine vururuz”

İngiltere: “Kimyasal silah yapımında Esed’e yardım eden Rusya’ya iyi bir ders verdik”

Fransa: “Müttefiklerimizle birlikte hareket ettik. Ama rejime zarar vermedik”

Suriye: “Saldırganları hava savunma sistemiyle püskürttük. Korkmuyoruz, buradayız” İran: “ABD ve İsrail’i yok etme gücüne sahibiz ama ortam gerilmesin diye şimdilik düşmanlarımıza dokunmayacağız”

Hizbullah: “Füzeleri vurduğumuz gibi eğer isteseydik düşman uçaklarını da vururduk”

Suudi Arabistan:  ”ABD’den ısrarcı olduk Esed’ın kimyasal depolarını vurdurttuk”

Diğer Arap ülkeleri: “Dostlarımız bizi yarı yolda bırakmaz”

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HARBİ E-GAZETE

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER