Harbi Gazete

BANA KÜFRETMEYİ DENEMEYİN BENCE

BANA KÜFRETMEYİ DENEMEYİN BENCE
Lokman Ayva
Lokman Ayva( lokmanayva@harbigazete.com.tr )
381
25 Eylül 2018 - 20:17
Şöyle etrafıma bir bakıyorum da hepimizin konuşurken kullandığımız toplam kelime miktarı, kelime çeşidi ve kelimelerden oluşan konular azalmış ve hatta azalmaya devam ediyor. Gözlemleyebildiğim kadarıyla küfür ederken azalmış anlamında söylemiyorum, mutluluk veren kelimelerde belki daha çok azalma var. Bunu sadece dil ile yapılan sesli konuşmalarda oluyor diye düşünmeyin, sosyal medyada da durum farklı değil.
Kelimelerdeki azalmayı “konuşmak gümüş ise sükut altındır” felsefesinden dolayı erdemli ve değerli bir azalma olarak görmek isterdim. Gelin görün ki durum öyle değil. Söylenmesi gerektiği kadar sayıda ve çeşitte kelime söylenmemişse bunu bir azalma olarak görüyorum. Mesela, İstanbul Fatih’de adres arayan bir kişi, yoldan geçen birine adres bulmak için sorsa, “Abi, cami nerede?” ve sorulan kişi de “İleride sağda” dese kısa ve öz bir konuşma yapmış olurlar mı, sizce? Bu konuşmayla aranan adresin bulunma ihtimali çok düşüktür. Çünkü, Fatih’de çok cami vardır ve hangi camiyi sorduğunuzu belirtmeden doğru camiyi bulmuş olmanız çok kolay değil. Verilen cevapta da caminin ne kadar ileride olduğu, hangi yöne doğru olduğu belirsiz. Bu şekildeki konuşma ancak ve ancak her iki kişinin konuşması değil, “karşılıklı ses çıkartması” olur. “Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş” sözünde olduğu gibi o başların cezasını adres aramaktan kara sular inecek ayak ve bacaklar çekecektir.
Önceki dönemlerde vazife yapmış Adana milletvekilimiz Prof. Vahit Kirişçi , önceki dönem milletvekillerinin son değişikliklere göre pasaportlarını nasıl alacaklarına dair bir metin paylaştı. Metin çok kısa idi. Ben de o metni kendime kılavuz edip işlemlerimi yaptım. Allah sizi inandırsın şimdiye kadar bir kuruluşta yaptığım en hızlı işlemler serisiydi. Ne kimseyi üzdüm, ne kimse beni üzdü, ne kimseyi yordum, ne de kimse beni yordu. Bu süreçte işlemlerimi yapan görevlilerimi sevdim, kuruluşlarımı sevdim, ülkemi sevdim. Hiç bir görevlinin de ne inancını, ne siyasi görüşünü, ne hangi takımı tuttuğunu, ne memleketini, ne de alışkanlıklarını biliyorum. Bunların hiç birinden dolayı da çalışanları seviyor değilim veya bunların hiç birine referans vererek işim de hızlanmadı. Zaten var olan kuruluşlar, çalışanlar ve mevzuata göre nasıl yapacağımı öğrenmiştim o kadar.
Bir arkadaşım İŞ-KUR’un bir müdürlüğünde bir süre çalışmıştı. İş başvurusuna gelenlere, mevcut bir iş müracaatı için gerekli evrakın yazılı olduğu duvardaki pano gösteriliyor. Onlar da o evrakı not almak istiyor ve panodaki o listeyi not almak için kalem, not kağıdı ve yazacak yer falan derken epey zorlanıyor. Bizim arkadaş da tutmuş, panodaki listeyi bilgisayarda katvizit büyüklüğünde bir sayfada çokça yazmış. Sonra da kendi cebinden fotokopi çektirmiş. Kesip çekmecesine koyuyor ve her gelene “panoda var” demek yerine “Buyrun, bu kâğıtta var” diyor. Tabi bizim arkadaş gariban Anadolu çocuğu olduğu için işsizlikten mahzun, çekingen  iş arayanları görünce dayanamıyor, bir şişe kolonya ve küçük şekerlerden alıyor, yanına gelenlere tutuyor. Bunu anlatırken ki mutluluğunu ve heyecanını görmenizi isterdim.
24. dönemde milletvekili seçilen arkadaşlarımız için sosyal medyada demiştim ki, “Bu arkadaşlarımızın başarısı için çokça dua edelim. Zira onların başarısı milletimizin memnuniyeti demektir.” Takipçilerimden biri bana giydirdi. “Kendin seçilemediğin için başka dönemlerde de seçilmek için yalakalık yapıyorsun, yaranmaya çalışıyorsun. Senin gibilere parti prim vermeyecek.” gibisinden şeyler yazdı. Nefsim dedi ki, “Şuna öyle sanatlı bir küfür et ki küfür tarihinde baş köşeye kurulsun.” Aklım ve kalbim de dedi ki “Küfretsen eline ne geçecek? Ne ona bir faydan olacak, ne sana. Halbuki her ikiniz de gelişseniz, iyi olsanız ne zararınız var….” Nefsime çok ağır gelen aklım ve kalbimin dediğini yaptım. Bu takipçime, “Kurucularından biri olduğum, halen MKYK üyesi olarak görev yaptığım partimi bana karşı bile kelle koltukta savaşarak savunuyorsa anlıyorum ki benim partim, asla başarısız olmayacaktır.” tarzı şeyler yazdım. Sonunda da teşekkür ettim. O şahıs, mecbur olmadığı halde 24 saat sonra güzel bir özür mesajı yazmış. O gün bu gündür küfre küfürle karşılık vermiyorum. Bana küfredenler de ya bu işten bir haz alamıyorlar veya pişman olup özür dilemek durumunda kalıyorlar. O yüzden de tavsiye etmiyorum. Demem o ki, insanları mutlu edecek, iyiye sevk edecek, hayatlarını kolaylaştıracak kelimeleri azaltmamıza gerek yok. Gelin tasarrufu doğruyu, bilgiyi tam olarak açıklayan, mutlu edici, gönül alıcı, iyiye, güzele yönlendirici kelimelerden ve davranışlardan değil de tersi durumlardan yapalım.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası