Harbi Gazete

ÇEVRE İÇİN OLUMLU ADIM

ÇEVRE İÇİN OLUMLU ADIM
Aleyna Çelik
Aleyna Çelik( acelik@harbigazete.com.tr )
233
04 Aralık 2018 - 9:13

Doğanın bizler için ne kadar önemli ve değerli olduğunu her geçen gün daha fazla anlıyoruz. Özellikle son yıllarda artan küresel iklim değişikliğinin meydana getirdiği (buzulların erimesi, yağmur miktarındaki anormal artış veya azalış, denizlerin yükselmesi, fırtına ve sel hasarlarının artması, kuraklık vs.) olumsuz sonuçlar daha şiddetli hissedilir hale geldi.

 

Greenpeace, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) gibi uluslararası kuruluşların bu konuyla ilgili küresel anlamda çok önemli çalışmaları ve faaliyetleri bulunuyor. Örneğin WWF’nin, her yıl mart ayının son cumartesi günü, 20:30 – 21:30 saatleri arasında, tüm dünyada aynı anda gerçekleştirdiği Dünya Saati Hareketi (Earth Hour), bir saatliğine ışıklarını kapatan görkemli yapılar, köprüler, şirket binaları ve bireylerle, çevresel sorunlara gösterilen duyarlılık küresel bir ifadeye dönüştü.

 

WWF, ülkemizde de aktif olarak faaliyet gösteriyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 23 Mart tarihinde, iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla İstanbul’un sembol yapıları 1 saatliğine karanlığa gömülmüştü. 2019 yılında da bu tür farkındalık yaratan etkinlikler yapılmaya devam edecek.

 

Merkezi ülkemizde olan TEMA, Doğal Hayatı Koruma Derneği gibi yerel sivil toplum kuruluşların da doğal yaşam alanlarının değerinin farkına varılması ve koruma altına alınması üzerine çok önemli faaliyetleri olduğu biliniyor. Özellikle TEMA’nın “Bir Milyon Fidan Kampanyası”, ve “Meşe Projesi” en önemli etkinlerinin başında geliyor. Bunlar farkındalığımızı arttıracak hatta çevreye ve doğaya büyük yarar sağlayacak faaliyetler olduğunu düşünüyorum. Fakat bunların hepsinin “sadece” sivil toplum kuruluşları olduğunun da dikkatini çekmek istiyorum. Yani küresel ısınmayla mücadele sadece gönüllü birtakım kuruluşların çabasına bırakılmamalı, bizzat devletin benimsemesi ve resmi politika haline gelmesi gerekiyor.

11 Aralık 1997 yılında “Kyoto Protokolü’ne bu amaçla imza atmıştık. Bu protokole göre karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltacağımız yönünde söz vermiştik. Maalesef ülke olarak bu konuyu ciddiye almadığımız ve gerektiği kadar çaba sarf etmediğimiz bir gerçek. Dünyamızın, ülkemizin ve genç nesillerin sağlığını korumak öncelikli hedeflerimizden biri olmalı. Ben yine de geç olsun ama güç olmasın diyorum. 1997 yılında imzaladığımız ve 2005 yılında yürürlüğe giren bu protokolün gerektirdiği icraatları 2019-2020 tarihleri arasında göreceğimizi umuyorum.

 

Nihayet somut olarak göreceğimiz bu icraatlardan biri de 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren plastik poşetlerin ücretli olması. Küçük gibi görünen bu uygulama aslında doğamızın ve insanlarımızın sağlığı açısından çok kritik bir hamle olacağını düşünüyorum.

 

Naylon poşetlerin hammaddesi petrol türevi bir termoplastik olan polietilenden elde edildiği için hazırlanışında oluşan zararlı gazların doğaya verdiği tahribatlar bir kenarda dursun, bu poşetlerin suda çözünmesi 400 yıl, karada ise 800 yıllık bir sürece tekabül ediyor. Hammadde gereksiniminden dolayı da ülkenin dışa bağımlılığı ortaya çıkıyor. İçeriğinde kanseri tetikleyici zararlı maddeler olduğu ve bunlar toprağa, suya karıştığı için sadece doğaya değil, insanlara da zarar verdiği için kullanılması sınırlandırılıyor.

 

Bu uygulamanın mali açıdan katkısını göz önüne aldığımızda, 1 milyar doların üzerindeki cari açığın önlenmesinde yardımcı olacak.

 

Dünyada bu tür hatta daha katı düzenlemeler de mevcut. ABD’nin çeşitli eyaletlerinde, Fransa, Ruanda, İtalya ve Kenya plastik poşet kullanımını ve üretimini yasaklayan ülkeler arasında. Almanya, İngiltere, Norveç ve Çin’de ise plastik poşetler ücretli olarak sunuluyor. BM Çevre Programı’nda çalışan uzman Habib El Habr, “Bu şekilde devam edersek 2050’de okyanusta balıktan çok plastik olacak” şeklinde açıklaması da durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

 

Düzenlemeyle üzerinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da bizler yani “tüketiciler” olmalı. Bu kanun çerçevesinde hiçbir tüketici mağdur olmamalı. Esas hedef üreticiler ve dağıtıcılar olmalı. 1 Ocak 2019’dan itibaren file, bez torba gibi ürünler bir defaya mahsus olmak üzere işletmeler tarafından müşterilere hediye edilebilir. Böylece bu ürünlerin kullanımı arttığı gibi bez torbaların naylon poşetlere göre daha sağlam, pratik ve sağlıklı olduğu da kanıksanabilir. Bu uygulamanın güzel bir örneği ülkemizde yaygınlaşmaya başladı bile! İstanbul’un ikinci ekolojik pazarı olan Kartal %100 Ekolojik Pazar’da naylon torba kullanımı tamamen yasak. Bu pazarda, tezgahlarda sizlere poşet verilmiyor, müşterilerden kendi alışveriş çantalarını getirmeleri bekleniyor.

 

Bu uygulamayla, ülke genelinde 31 Aralık 2019’a kadar kişi başı yıllık plastik torba kullanımının 90’ı, 31 Aralık 2025’e kadar ise 49’ı aşamayacak şekilde azaltılması esas alındı.

 

Üzerinde yaşayabildiğimiz tek bir gezegen ve çok sevdiğimiz bir ülkemiz var. Onu kirletmek demek geleceğimizi kirletmek demektir. Bu konuda duyarlılık oluşturmamız gerekiyor. Ülke olarak bu reform ve dönüşüm bilincine kavuşmamız başta ekonomimize, doğamıza ve sağlığımıza da olumlu olarak yansıyacaktır.

 

(1990 yılında 187 milyon ton sera gazı salınımı, 2009 yılında 370 milyon tona çıkmıştır. Günümüzde enerjisinin yüzde 20’sini yenilenebilir enerjiden elde eden Türkiye 2023’te bu oranı yüzde 30’a çıkartmayı hedeflemektedir.)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası