SON DAKİKA

Harbi Gazete
Alper Esen / Lobbyist-Strategist
Alper Esen / Lobbyist-Strategist

EKONOMİK/FİNANSAL KRİZ

EKONOMİK/FİNANSAL KRİZ
Bu haber 30 Eylül 2018 - 16:06 'de eklendi.

Sayın Cumhurbaşkanımıza katılıyorum; şu an ülkede ekonomik krizden bahsedilemez.
Sayın Cumhurbaşkanımıza katılıyorum; ekonomimize manipülatif finansal bir saldırı oldu ve dengelerimizi alt üst etti.
Bizde yaşanan ekonomik/finansal kriz değil ekonomik/finansal sıkıntıdır.
* * *
Peki nedir bu ‘Ekonomik Kriz’ gelin birlikte bakalım.
Genelde meşhur ekonomi uzmanlarının dahi tam olarak tanımında anlaşamadıkları bir terim bu ekonomik/finansal kriz denilen şey.
Ekonomik/Finansal Kriz bir çöküştür.
Genelde ekonomik/finansal yükselişlerin en yukarılarda seyrederken ani saldırılar ya da ani bozulmalar şeklinde konjonktürel bir şekilde aşağı doğru inişi ile başlayan, önce para ve sermaye piyasalarının dengelerinin bozulması, akabinde de borçların ödenemeyecek duruma gelmesi halidir.
Ekonomik/finansal kriz genelde para piyasalarında başlar sermaye piyasalarının etkilenmesiyle devam eder. Ardından üretim araçlarında sıkıntı baş gösterir. İflaslar, işsizlik derken halkta panik baş gösterir. İşte krizin hızla yayılmasının ana sebebi de budur; Panik…
Bizdeki ekonomik sıkıntı ile krizi ayıran sınır da budur. Çok şükür panik hali yok. Panik hali olmaması da ülkeyi yönetenlerin çabaları ile mümkündür.
İşte şu an devleti yönetenlerin bütün çabası da bu yönde.
* * *
Merkez Bankası elindeki bütün enstrümanları kullanıyor. Yapabileceğinin en iyisini yapıyor. Gerçekten bu böyle.
Benim bütün kızgınlığım ve kırgınlığım son 3 senedir ‘geliyorum geliyorum’ diyen, sinyaller veren bir durumun en yukarılarda nasıl olup da fark edilememiş olmasıdır.
Dünya sosyopolitiği değişti. Değişirken de fark edemedik geleceği. Öngöremedik. Ya da öngördük de bir şey yapamadık.
Diplomasiyi iyi kullanamadık.
Sayın Cumhurbaşkanımız kızdı, dış işleri bakanımız daha fazla kızdı.
Benim gibi bir sıradan vatandaş dahi yazdı çizdi konuştu da devletteki konunun uzmanları(?!) hiç bir şey yapmadı/yapamadı.
Nasıl oldu bu iş?

FİNANSAL EKONOMİ
Türkiye’de çok iyi ekonomistler var. Ekonomi deyince de öyle hemen tek bir seferde anlayabileceğin kadar basit bir şeyden bahsetmiyoruz ki kardeşim.
Ekonomi diğer bilim dalları ile disiplinler arası bir bilim dalı.
Hayatın her alanına dokunuyor.
Felsefe, Sosyoloji, Matematik, Psikoloji, Siyaset… Hepsinde ekonomi var, her yerde ekonomi var.
Amaaaaa, esas en pis olanı FİNANSAL EKONOMİ…
En karmaşık olanı, en çapraşık olanı bu Finansal Ekonomi.
Yani, Para ve Sermaye Piyasalarını yöneten kısmı.
Finansal Ekonomide aslolan Paradır. Para deyince kredi, kredi deyince de faiz konuşulur.
Tamam işte, finansal ekonomide oluşturulan bütün kuramlar, rakamlar, finansal araçlar, hesaplamalar hepsi ve de tamamı biz bir halt anlamayalım diye karmakarışık haldedir.
Böyle olunca da halk hiç bir halt anlamaz. Anlayanlar uzmanlardır. Uzmanlar ekonomi bürokratı olur ya da siyasetçilere danışmanlık yapar ya da kendileri siyasetçi olur.
Ülkemizde çok iyi ekonomistler var.
Fakat ben bir kaçı hariç hemen hiç birini tanımıyorum.
Çünkü ben Finansal Ekonomiye inanmıyorum.
Çok güzel bir söz duymuştum, kimindir bilmiyorum. Sanırım şöyle idi; “Rakamlara yeteri kadar eziyet ederseniz istediğiniz şeyi gösterir”
Ekonomi böyledir. Rakamlar yetmezse yeni araçlar uydurulur ve rakamlar istenilen sonucu gösterir.
Ben Dr. Mahfi EĞRİLMEZ’i çok beğeniyorum. 4 kitabını okudum. Köşe yazılarını takip ederim.
Gelelim Türkiye’deki ekonomik sıkıntıya; Büyük sıkıntı içerisinde olduğumuz açık. Ben hala kriz olmadığında ısrarlıyım.
Zira çöküş yok. Kriz bir çöküştür.
– ₺ aşırı reel devalüasyona maruz kaldı.
– Faizler 30-40 arası.
– Yatırım ortamı yara aldı.
– Bankacılık sistemi verdiği mevduat faizinin üzerinde kredi kullandırabilecek mi?
– Sıkıntılı krediler ne olacak?
– Enflasyon yüksek.
– Cari açığımız yüksek.

ATLATACAĞIZ İNŞAALLAH
Daha bir çok sorunumuz var.
Hükümetin işi çok zor.
Günlerce $=1₺ olacak saçmalığını dinledik durduk.
Bu saçmalıkları sayın Cumhurbaşkanımız da dinliyordu tabii.
İnanmış mıdır bilmiyorum. Ben hiç inanmadım.
Bunun gerçekleşmesi için ciddi bir ekonomik gelişmişliğe ihtiyacımız var.
Cari fazla vermemiz lazım. Doğrudan yatırımların sermaye piyasalarına yapılan yatırımın çok üstünde olması lazım. Güven ve istikrarın sürdürülebilmesi lazım. Sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmaya ihtiyaç var.
Bunlar olmadan paran değer kazanmaz ki…
Bankacılık sistemimiz sıkıntılı ama sağlam; şükür batan bankamız yok. 2001 krizinde bir gecede 22 banka batmıştı unutmamak lazım.
Son 15 senede 800 milyar dolardan fazla para girmiş diyorlar ülkemize. Bunun yarısı kamu harcaması ile alt ve üst yapıya gitti. 500 milyar dolar civarı borcumuz var. Büyük çoğunluğu özel sektöre ait. Özel sektörde işler durur ve bu borçlar ödenemez duruma gelir ve bankacılık sistemini kilitlerse, işte o zaman Allah muhafaza krize sürükleniriz.
2011 yılından bu yana Dünya yeni bir sosyopolitiğe girdi. Ticaret savaşları 2013 yılından itibaren konuşuluyor ve raporlanıyordu. Bizde kimsenin bunu fark edememiş olması enteresan.
Tüketime dayalı büyüdük. KOBİ’lerimiz rahat paraya alıştı. İthalat ucuzdu. Sanayiye yatırım çok yapmadılar. Toprağa gömdüler paralarını. KOBİ patronları şirketlerinden daha zengin hale geldiler. Şimdi şahsi servetlerinden işlerine transfer yapmak zorundalar. Satın aldıkları taş toprak eskisi kadar da para etmiyor. Yapacak bir şey yok. Sıkıntıya katlanacaklar.
Kamu ihalesi ile büyüyen inşaatçılar türedi. Kamu, bundan böyle harcamalarını kısacak. Bu bedavacılar ne yapacak merak ediyorum. Toyota yeterken BMW, Audi, Mercedes hastalığına kapılanlar arabalarını satacak. Kazançlarından daha çok hayat standartlarını yükseltenler yeniden standartlarını düşürmek zorunda kalacak.
Önümüzdeki 5 sene bedava para ve ucuz kazanç bitiyor.
Devlet keşke biraz da ağır sanayi ve hammadde üretebilecek sanayi yatırımları yapsaydı ya da yaptırsaydı diyoruz ya bu mümkün değildi. Çünkü taşa toprağa para yatırmak daha çok kazandırdı. Devlet de bunu körükledi.
Son bir kaç senede aklımız başımıza geldiyse de geç kalmıştık.
Büyüme azalacak.
Döviz artmaya devam edecek çünkü özel sektörün döviz borcu var ve ödemek için döviz toplayacaklar bu talep de dövizi yükseltecek.
En azından 2019’un son çeyreğine kadar herkes kemerinin tokasını son deliğe takacak.
İşimiz zor. Atlatacağız.

Devletin aldığı kredilerin büyük kısmı alt yapıya harcandı. Çünkü 2001 krizinden çıkmıştık ve büyümeye ihtiyacımız vardı. Bunun için de kamu harcamalarıyla büyümek zorundaydık. Klasik Keynesyen ekonomi kuramı.
Ayrıca proje kredilendirmeleri de böyledir. Yani siz, ben PetroKimya sanayi tesisi kuracağım dersiniz ve buna ilişkin kredi alırsınız.
Bu tür yatırımlar 5 seneden evvel realize olmaz ve ekonomiye dönüşü de 10 seneden evvel gerçekleşmez. Bunu yapmadık/yapamadık maalesef. Belki de bu tür yatırımlar için kredi bulamadık. Belki PPP yapılabilirdi.
Tarım ve hayvancılık bitti diyoruz. Çünkü köylümüz baktı ki inşaat işine girenin hayatı değişiyor. Sattı savdı tarlayı tapanı inşaatçıya.
Sonra gelsin paralar. Yediyse de parayı pulu, bundan sonra ne yapacak?
İşi zor artık.
Bazı aç gözlüler devletin hibe olarak verdiği süt hayvanlarını kestiler. Kontrole giden bürokrat ta rüşvet yediyse, al sana kaos…
Ucuz ve bol para ucuz kredi demekti. Herkes harcadı. Herkes yedi içti. Sokaklara girilemiyor otomobilden.
Kimse Zara’dan, H&M’den, Benetton’dan, Lacoste’dan aşağı giyinmiyor.
El kadar veletler, babaları para gördü diye, binlerce liralık ayakkabı-kıyafet giyiniyor.
Şehirler Kentsel Dönüşüm sonucu yaşanmaz hale geldi.
Belediyeciliğimiz de enteresan, önce üst yapı inşa et sonra alt yapıya geçersin. Şimdi bir yağmur yağıyor, her yeri su basıyor. Çünkü alt yapı kaldırmıyor. Yollar kavşaklar trafik yoğunluğundan dolayı felç…
Gavurun parasını borç aldık. Sonra da adamların parasıyla adamlara kafa tuttuk. Üstelik parayı da yemiştik.
Şimdi, ver paramı dediğinde de canımız sıkılıyor.
Tamam tabii ki borç aldık diye diz çökmeyelim. Fakat orantısız dayılanmak da tutmuyor işte.
Diplomasiyi unuttuk.
Yukarılarda iş takibini memleket meselelerinden daha önde tutan var mıdır bilmiyorum!
Sanki sayın Cumhurbaşkanımız pasifize ediliyor gibi geliyor bana. Kuşatılmış bir hali var.
Kimler hangi kriterlerle nerelere atanıyor bilmiyorum?!
Ortalıkta bir sürü söylenti var. Yakınların onayı olmadan kimse bir yere gelemiyor deniyor. Doğru mudur bilmiyorum!
Bence kriz ekonomide değil; sanki siyaseten bir kriz var.
Tayyip bey sevgisi Tayyip beyden korkuya dönüşmüş gibi.
Ben yine de umutsuz değilim.
Bu zor günleri de atlatacağız İnşaAllah.
Yükseklerdeki bir çoğunu sevmesem de, iç çemberdeki bir çoğuna güvenmesem de yine de Tayyip beye güveniyorum.
Atlatacağız İnşaAllah…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER