SON DAKİKA

Harbi Gazete
Aslan Balcı
Aslan Balcı

Hicri yılbaşı ve İdlib kuşatması

Hicri yılbaşı ve İdlib kuşatması
Bu haber 11 Eylül 2018 - 14:30 'de eklendi.

Dünyaya” merhamet”, “şefkat” ve gerçek anlamda “barış” dersi veren Türkiye dışında, Suriye despot rejimine direnen son direniş kalesi olan,İdlib’e saldırının önlenmesini engellemeye çalışan yok. Türkiye teröristlerle sivilleri ayırmak istiyor. Ama zalimler buna müsaade etmiyor. ABD, Çin, Rusya, İran ve Arap ülkeleri dahi hepsinin gözünü kan bürümüş. Yaklaşık 4 milyon ’un yaşadığı kent Hicri yıl (1440) arifesinde vuruluyor. Hicret, karanlıktan kurtulup aydınlığa çıkmanın yıldönümü ve Müslümanların yılbaşıdır.

Muharrem ayı haram aylardan biri olmakla birlikte İslam dünyasında bu aya büyük önem verilir. Oruçlar tutulur, dualar edilir, tarihte tekerrür eden olaylar ve nedenleri üzerinde düşünülür. Olaylardan dersler çıkarılır. Hatta bazıları FETÖ’cüler gibi, kehanetlerde bile bulunur ama şimdiye kadar kehanetçilerin yalanları tutmamıştır. Gaybi Allah’tan başkası bilemez. Ancak tahmin edebilir.

“Alemlere rahmet olarak gönderilen” sevgili peygamberimiz Medine’den ashabı ile yola çıkarak Mekke kentine gelerek hem fiziki ortamdaki hem de zihinlerdeki putları yıktı. Yerine adalet, eşitlik, hukuk ve iyilik üzerine kurulan İslam devletini kurmuş oldu. Hiç kimse ötekileştirilmeden intikam duygusuyla katliam ve yağma yapılmadı. Herkes barış ve huzur içerisinde evine gitti. Ertesi gün uyandırdıklarında malları, canları ve namuslarıeskiye göre çok daha emin ve güven içerisindeydi.

Hicret’te sadece bir kent ele geçirilip yeni bir idare kurulmadı. Burada esas olarak gönüllerde ve fikirlerde büyük bir devrim yaşandı. Güçlülerin egemenlikleri yıkılıp yerine haklının, devlet başkanı dahi olsa hakkını alacağı, mazlumun zalimler tarafından sömürülemeyeceği gerçek anlamda fikirde ve ticarette özgürlükçü bir ortam oluştu. Hicretle birlikte dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük devrim yaşandı. Mazlumlar zamanın emperyalistlerini yenerek adaletin tecellisini sağladı.

Adalet ve eşitlik duygusundan uzak Suriye’de 7 yıldan beri devam eden kanlı ve pis iç savaşta artık sayısı bile tutulamayan bir milyondan fazla masum kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 7 milyon insan ise mülteci, sığınmacı ve göçebe oldu. Bu insanların bir kısmı Avrupa’ya gönüllü köleolmaya kaçak yollarla giderken fuhuş, terör ve organ mafyasının eline düşüyor. Bir kısmı sığındığı ülkenin kanunlarına riayet ederek yeni bir hayatkurmaya bir kısmı da kendi benliğini unutarak suç işleyerek hem kendini hem de toplumunun kötü anılmasına neden oluyor.

ABD, Rusya ve İran bir olup İdliblileri katlediyor

Suriye halkını bu duruma düşüren Baas rejiminin elebaşı Beşşar Esed ve katil ekibi derhal derdest edilmeli ve yönetimden uzaklaştırılmalıdır. Kendi koltuğunu sağlama almak için her türlü kahpeliği ve kepazeliği yapan Esed dünyada ne kadar şeytani örgüt ve kan emici bir devlet varsa hepsiyle kanka olmuş durumda. Sadece insanlık ve adalet için uğraşanlara düşmanlık besliyorlar.

Gerçek anlamda zavallı bir piyon olan Esed ve adamları gün geçmiyor ki yeni kepazelikleri ortaya çıkmasın. Esir almış olduğu kişilere insanlık dışı işkence ederek katletmesiyle, çocuk yaştaki esirlere tecavüz, meskûn mahalleri yakmaları, uyuşturucu kaçakçılığı ve tarihi ve ören yerlerini talanla birlikte yok etmeleri gibi asla affedilemeyecek suç işlemeye devam ediyorlar.

Ülke topraklarını Ruslara ve İranlılara peşkeş çeken Esed yönetimi bunlar yetmezmiş gibi Lübnan, Irak ve Pakistan’daki Şii terör gruplarınıhalkına karşı savaştıracak kadar alçaldı. ABD ile anlaşarak sadece Türkiye zarar görsün diye PKK/PYD bebek katillerinin devletleşmelerine zemin hazırladı. Çeçenistan, Arap, Çin ve Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen katil sürüsüne ülkede yer açarak uluslararası terörizmin cirit attığı bir mekan haline getirdi. Böylesi şizofren, manyak, deli ve vatan haini bir kişi ülkenin temsilcisi olabilir mi? Bu adam ülkesini resmen sattı. Dünyayı ve bölgeyi yaşanmaz hale getirdi. Bu mu Suriye’yi ve halkını temsil edecek?

Kısa zaman önce Rakka’da konuşlanan sözde azılı teröristler moda deyimle DEAŞ katilleri dünya kamuoyunun gözü önünde rejim, Rusya, ABD, İran ve diğer şeytanı güçler bu katilleri silahlarıyla birlikte alarak uzun araç konvoylarıyla savaş ortamından çıkarıp ülkemize, Mısır’a, Libya’ya ve Pakistan’a gönderip o yerlerde kanlı eylemler yaptırdılar. Şimdi ayni şeytanı güçler bu katil sürüsünün bir kısmını İdlib’e sokarak kentte terör örgütünün olduğundan söz ediyorlar. Peki, Bu katilleri İdlib’e kim soktu, rejim, ABD ve Rusya buna neden engel olmadı? Olmazlar! Çünkü bu teröristlerin onların tek geçim kaynağıdır.

Suriye’de bulunan emperyalist devletlerin tek dayanakları ülkede terör örgütlerinin olmasıdır. DEAŞ veya adını her gün değiştiren lanetli katillerbahane edilerek burada varlıklarını meşru hale getiriyorlar. İyi ama bu terör örgütlerini destekleyen, finanse eden, silah ve lojistik imkan veren kendileri. Herkes bu oyunu görüyor, biliyor ama ne hikmetse egemen güçler bu konuda tek kelime dahi etmiyor. Bu konuda konuşan ve gerçekten dertlenen Türkiye’nin dışında hiç kimse yok. Herkes çıkar uğruna veya şahsiyetsiz politika izleyerek egemen güçlerin kanatları altında yaşamayı yeğliyor. Biz bunlara “omurgasız” ve “şahsiyetsiz” diyoruz.

Tahran zirvesi’nde Türkiye mazlumları savundu

İdlib’de sivil katliam yaşanmasın diye Türkiye adına Başkan Recep Tayyip Erdoğan  her platformda baskını ve gayretini gösteriyor. İran’ın başkenti Tahran’da, Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin Astana sürecinin devamı olan Tahran zirvesi’ndeki toplantısında açıkça “Ateşkes ilan edilsin” çağrısı adeta görmezden gelindi. Başkan Erdoğan’ın ısrarına devam edince sözlü olarak tarafların silah bırakması yarım ağızla dile getirildi. Yanı burada Türkiye’den başka barış ve silahların susmasını isteyen kimse yok. Herkes masumların kanın akıtılmasından yana.

İşgalci ve bebek katili PKK/PYD terör örgütüne binlerce tır dolusu silah ve askeri mühimmat veren ABD ile katliamdan yana olan İran ve Rusya’da ayni şer ve kötülükte buluşuyorlar. ABD aptalca ve hoyratça barış kelimesini kirletmeye devam ediyor. Katil Esed ve yandaşlarına sözüm ona tehdit ifadeleri kullanmaktan uzak durmuyor. “Kimyasal silah kullanırsanız vururuz”  Şimdiye kadar halkının üzerine onlarca kez kimyasal silah kullanan Baas rejimi ciddi anlamda cezalandırıldı mı veya Esed yargılandı mı?

ABD aslında Esed’e yol gösteriyor. “Kimyasal silahla değil de yasaklanmış konvansiyonel silahlarla halkını katlet” diyor. Bunun üzerine rejim varıl bombalarıyla küçücük masum çocukların üzerine bombalar yağdırmaya başladı. Rusya ile rejim kenti havadan acımasızca bombalamaya devam ederken İran ve rejim çapulcularıyla birlikte Şii terör örgütleri de karadan İdlib’te katliam yapmaya devam ediyor. Sözde İran’ın düşmanı olan ABD ve yandaşları Şii terör örgütlerinin katliamlarına ses çıkarmıyor.

Öte yandan bölgeyi ABD’ye peşkeş çeken Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri de sözde Şii karşıtı ve İran’ın yayılmasına engel olmaya çalışıyorlar. Onlarda bölgedeki Şii terörist gruplarının işlemiş olduğu cinayetlere tek bir kelime dahi etmiyor. Edemeyeceklerini hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü onların hiçbiri özgür ve kendi başına politika üretecek güçte değil. Her biri İngiliz ve ABD emperyalizmi tarafından kuşatılmış. Onlara sadece “Şii düşmanlığı yapın” İran’a da “ Sünnileri katlet” talimatını vererek kendileri de sözde arabulucu, soytarı, olarak rolünü timsah gözyaşlarıyla oynamaktadır.

ABD bölgede yenilmek istemiyor. Rusya’nın elde ettiği kazanımları kıskandığı için kendisi de Kürtleri kullanmaya başladı. Defalarca Kürtleri satan ABD bu kez tüm yatırımını birkaç etek giyen ve avuç para için şerefiyle birlikte vatanını satan hainle işbirliği yapmaya devam ediyor. Bir yandan da bizimle birlikte Münbiç’te ortak hareket çalışıyor. Bu devletlerin büyüklüğü sadece silah ve ekonomi alanındadır. Ahlak, erdem, insanlıkveya güven bakımından ne kadar da küçük ve rezil olduklarına şahit oluyoruz. İki dakikalık konuşma içerinde birkaç yalanı sıkıştırabilecek kadar alçak ve güvensiz olduklarını Münbiç ve diğer alanlarda gördük.

Dünyayı kaos değil Hicret şuuru kurtaracaktır

Biz ABD veya onun şeytanı ortaklarından bir yardım falan beklediğimiz yok. Ancak durum tespiti yapmak için olanları aktarmak istiyorum. ABD’nin kuruluşu kan ve gözyaşıyla birlikte işgal edilmiş topraklar üzerinde kurulmuştur. Kuruluşuna yakışır şaibeli bir başkanla, Donald Trump, yönetildiği için bunlardan erdemlilik beklemek safdillik olur. Yıllarca ülkemizdeki “mandacılar” nedeniyle ABD emperyalizminin gerçek yüzünügöremeyen halkımız şükürler olsun ki son yıllarda ne denli güvenilmez ve bencil olduğu gerçeğini kavradı. Bu gerçeği bölgedeki Kürt ve bazı Arapkardeşlerimiz de keşke görebilseler.

ABD ve Rusya hiç kimseye dost olmazlar. Bunlar sömürgeci olduklarından çıkarları olmadan kimseye sempatiyle yaklaşmazlar. İdlib konusunda ikisi de samimi değil. Her iki şeytanla ortak çalışan İran teröristleri ve sivilleri ülkemize doğru akın ettirerek ekonomik ve sosyal alandaetkilenmemizi hedefliyorlar. Teröristler biterse bu işgalcilerin Suriye’de kalmalarına gerekçe ortadan kalkacağından hiçbirinin gerçek anlamda ülkedeki teröristlerin yok olmasını istemez. HTŞ veya Nusra bitse alfabedeki başka harflerle yeni bir terör örgütü ihdas ederler.

Esed’de aslında iç savaşın bitmesini istemiyor. Savaş bittiğinde kendisinin yargılanması ve ülkeden sürgün edilmesi gündeme gelecek. Şimdi bu ortamda bir sığıntı gibi yaşıyor ve kendini ülkenin başkanı zannediyor. Normal bir idareci sivillerin kullandığı hastaneyi bombalatır mı? Esed yapıyor işte. Has köyünde bulunan “Hayat Nabzı” hastaneyi varıl bombalarıyla bombalattırdı. Bu hayvandan ve aşağılık yaratıktan daha beklenir?

Rus uçakları da ayni hayvanca duygularla İdlib’in güneyindeki Marratinnuman, Habit, Sirce, Hülübbe beldeleri ile Hama’nın bazı köylerindeki yolları, su şebekesini, okulları ve hastaneleri vurdular. Buralarda terörist unsurlar yok. Halkın ve hayvanların istifade edeceği su şebekesi ve hastaneler var. Bunlar hep böyle, teröristleri değil sivil halkın yaşadığı yerleri bombalayarak savaş suçu işlemeye devam ediyor.

Türkiye İdlib’te bir katliam yaşanmasın diye tüm diplomatik yolları kullanıyor. Ayrıca herkese tüm terör örgütlerinin lanetli ve katil olduğunu haykırıyor. Ülkeyi parçalamaya çalışanlara “terör örgütlerine destek vermeyi bırakın” diyor. Özellikle İdlib’in çatışmasızlık bölgesi olduğunu hatırlatıyor. Kent Türkiye’nin kontrolüne verilecek olursa burada halkın huzurlu yasabileceğini herkes biliyor ama şeytanlar buna müsaade etmiyor. Çünkü bu emperyalistler Akdeniz’deki doğalgaz rezervlerinin peşinde. Siyonist İtrail, Çin, Fransa, ABD ve diğerleri sırtlan gibi bölgenin üzerine çöreklendi. Her biri kendine yeni köleler bularak sömürgelerini kamufle etmeye çalışıyor.

İnsanlık tarihindeki önemli olaylardan Hicret’in, Aşura’nın, Kerbela’nın ve daha birçoğunun yaşandığı bu ayda Suriye, Yemen, Filistin, Libya, Somalı, Keşmir ve Arakan’da akan kanın durmasını, barışın hakim olmasını diliyorum. Suriye’de olduğu gibi tüm dünyada insanlar kardeşçe yaşasın. Venezüella, Paraguay, Nikaragua, Güney Afrika ve Afganistan’daki emperyalistlerin oyunları son bulsun. Başta Evangelizm ve Siyonizm gibi şeytanı yapılanmalar artık insanlığın üzerinden pis elleri çeksin! Dünyayı kaos ve savaşlar değil Hicret şuuru ile birlikte sevgi ve adalet kurtaracaktır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER