SON DAKİKA

Harbi Gazete
Aslan Balcı
Aslan Balcı

İran’ın nükleer faaliyetleri kimi tehdit ediyor?

İran’ın nükleer faaliyetleri kimi tehdit ediyor?
Bu haber 11 Haziran 2018 - 0:18 'de eklendi.

Daha önce P5+1 olarak tabir edilen ( BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülke ve Almanya) ile nükleer anlaşmasını 2015 yılında imzalamışlardı. Bu anlaşma kapsamında İran BM’nin Uluslararası Atom Enerji Kurumu’nun üslere girişine ve denetimine izin vermişti. Nispeten işler yoluna girmişti. İran’ın bölgeye ve dünyaya tehdit olmaması ve ürettiği nükleerin Atom Bombasına dönüşmemesi için çalışma yapılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise her zamanki şımarık ve şuursuz tutumuyla söz konusu anlaşmayı iptal ettiğini ve İran’a ambargo dahil yaptırım uygulayacağını duyurması üzerine gözler yeniden bölgeye çevrildi. Bir tarafta Trump gibi dengesiz bir idareci öte yandan İran’da savaştan ve kandan nemalanan bir grup fanatiğin iş başında olmasıortalığın gerilmesine sebebiyet veriyor.

Atom Enerji Kurumu istediği zaman tesislerde denetim yapıyordu. İran tarafı bazen bu teftişleri engellemeye kalkmış olsa da sonuç itibariyle teftişlerde kayda değer olumsuzluklarla karşılanmamıştı. Tahran yönetimi uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüj sayısını anlaşma kapsamında üçte iki oranında azaltmayı, hatta zenginleştirilmiş uranyumun yüzde 98’ini ülke dışına çıkarmayı kabul etmişti. Öte yandan ülkedeki plütonyum üretim tesis, reaktörünün yıkılması veya çimentoyla doldurması kararlaştırılmıştı.

İran elinde zenginleştirilmiş uranyum bulundurmayacaktı. Yani İran’ın atom bombası yapması engelleniyordu. Ancak uranyum alanında Ar-ge yapmasına mani yoktu. İran ABD’nin desteğiyle bölgeyi gerçek anlamda tehdit etmeye başlamasıyla, 6 ülkede bayrağını dalgalandırmaya başlamasıyla başta Vahhabi anlayışa sahip Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini tedirgin etmeye başladı. Bu gelinen nokta aslında ABD’nin istediği ve beklediği gelişmelerdi.

İran’ı bir tehdit olarak gören bölgedeki Arap ülkeleri daha çok ABD’nin kanatları altına girdi. Halktan kıstıkları petrol paralarını ABD’nin silah sanayisine akıtmaya başladılar. Trump bu durumu fırsata çevirdi. Suudi Arabistan başta olmak üzere despot Arap rejimlerini resmen haraca bağladı. Milyarlarca dolar değerinde silah ve mühimmat siparişialarak ABD’deki fabrikaların çalışmasıyla işsizliğin son yıllarda ciddi anlamda aşağıya çekmesine neden oldu.

Hamaney’ın açıklaması emperyalistlerin işine geliyor

İran füze denemelerini bırakması gerekiyordu. Bırakın kesmeyi aksine füze denemelerini tam bir şova dönüştürerek ABD gibi art niyetlilere yardımcı oldu. Trump idarede olduğu müddetçe İran’a karşı katı tutum içerisinde bulunacak ama asla İran’ın yerle bir olması sağlanmayacak. Çünkü İran bölgenin çıbanbaşı olmaya devam ettirilecek. Bundan dolayı İran ABD’ye ve emperyalistlere daha çok para kazandıracak. Onun için yok olması değil biraz hırpalanması isteniyor.

ABD dışındaki P5+1 ülkeleri anlaşmanın devam etmesini savunuyor. Bu sayede İran’ın nükleer silahlara sahip olması için ellerindeki en iyi avantajlardan biri olduğunu savunuyorlar. Aksi takdirde İran kısa zaman içerisinde Rusların da yardımıyla nükleer silaha ulaşabilir. Böylesi bir durumda en fazla körfez ülkelerinin ve Suudi Arabistan’ın tehdit olacağı biliniyor.

Ülkenin reformist cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani dünya ile sıcak temasını devam ettiriyor ve anlaşmanın rafa kalkmaması için çaba sarf ediyor. Ancak ülkenin gidişatını her geçen gün daha da kötü duruma düşüren dini lider Ali Hamaney’ın sorumsuzca açıklamalarıyla İsrail ve ABD’nin elini güçleştirmeye yardımcı oluyor. Halk tarafındanseçilmiş siyasiler ülkelerinin duşmuş olduğu kötü durumdan çıkmak için uğraşırken, atanmış ve ölene kadar devletin en tepesinde kalmayı garantileyen kişi ise sadece iç kamuoyuna karşı yıllardan beri uydurdukları yalan slogan ve beyanatlara devam ediyor.

Siyonist İsrail Gazze’de ve Filistin topraklarındaki işlemiş olduğu cinayetlere kulüp bulmak ve kendini haklı çıkarmak için hep İran’ın kendisini yok etmekle tehdit ettiği yalanına yapışıyor. 40 yıldan beri İran ABD ve İsrail karşıtlığı ve düşmanlığı yapar ama en çok bu iki şer ülkeden nemalanıyor. Terörist devletin başbakanı sıfatıyla Benyamin NetanyahuTrump’ın iptal anlaşmasını fırsat bilerek Avrupa turuna çıktı. Avrupalıları İran’a karşı durmaya davet ediyor. Anlayacağınız hayatları boyunca yaptıkları fitne tohumları ekiyor.

İngiltere ve Fransa gibi ülkelere yaptığı görüşmelerde olumlu bir netice elde edemedi. Çünkü bu ülkelerin İran’dan çıkarı var. En fazla yabancı şirket olarak ülkede faaliyet gösteren ülkelerin başında Fransa gelmektedir. Peşinden İngiltere ve Almanya gelmektedir. Bu ülkeler boşuna İran’la yapılan anlaşmaya sadık kalmak istemiyorlar, işin temelindeinsani değer değil, ekonomik çıkar vardır. Bundan dolayı Avrupalılar görünürde İran’ın savunuculuğunu yapıyor.

İran Atom Bombasına sahip olmak istiyor

Netanyahu Avrupa’da İran karşıtı lobi faaliyetleri yürütürken ülkenin lideri Hamaney, nükleer anlaşmanın akıbetinin sorgulandığı bir ortamda, ülkede uranyum ayrıştırmabirimlerinin üretimi için faaliyetlere başlanılması için talimat verdi. Oysa İran “ince diplomasi” yapmasıyla meşhurdu. Şimdi ise İran tüm olguları yıkarak faşist ve aşırı Şiiyayılmacı bir akılla hem kendine hem de bölgeye zararı dokunmaya başladı.

İranlı ılımlı ve reformist idareciler ise yapılan açıklamaları yumuşatmak ve tevil etmek zorunda kalması ise tam bir tiyatroyu andırdı. İran Atom Enerji Kurumundan, ellerinde 400 ton “sarı kek” bulunduğunu, UF4 ve UF6’nin yanı nükleer yakıtının üretimine başlayacaklarını, ancak bu operasyonun P5+1 anlaşması çerçevesinde yapılacağını açıkladı.İnandırıcı olmasa da bir şey demesi gerekiyordu. Bir gün sonra ise 10 yıl içerisinde tesislerde 190 bin santrifüj üreteceklerinin bilgisi verildi.

İran enerji açığını kapatmak için uranyum zenginleştirmek istediğini iddia ediyor. Ancak bu konuda gerçeklerden uzak ve inandırıcı olmayan İran rejimi enerji elde etmekten ziyade Atom Bombası üretmek niyetinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Zaten bunu kendi ağızlarıyla da itiraf ediyorlar. Fransa’nın, İsrail’in, Hindistan’ın veya Çin’in elinde bu bombanın olması dünyayı daha güvenli yapıyor anlamına gelmez. Çılgın ülkelerin liderleri sağduyudan uzaklaşırsa o zaman bölge ve dünya bir nükleer savaşın ortasında olur. Bu istenmeyecek en son durumdur.

Zenginleştirilmiş uranyum elde etmek için birkaç aşama vardır. Fisyon gücü etkili olan U-235 uranyum maddesi ise en son aşamadır. İran U-235’i henüz elde edemediği iddia edilse de kısa zaman içerisinde uranyumu gaz haline getirebileceğini tahmin etmek güç değildir. Elektrik elde etmek için söz konusu maddenin yüzde 4 veya en fala yüzde 5 oranında zenginleştirilirse elektrik üretimi yapılabilir. İran bu aşamayı çoktan aştı. Yaklaşık yüzde 50’ye ulaştığı iddia ediliyor. O zaman bunların gayesi enerji değil Atom Bombası elde etmek olduğunu açıkça söyleyebiliriz.

İran Sünni düşmanlığından vazgeçsin ve güvenimizi kazansın

Biz bir Müslüman ve İran’ın kadım komşusu olmamamız hasebiyle bu ülkenin başına gelebilecek her türlü fenalıktan en fazla etkilenecek olacağımızdan orada olan her şey bizi de ilgilendiriyor. İyi ve güvenilir komşu olsa Atom Bombasının elinde olmasından kuşku değil aksine memnun oluruz. Ancak ne yazık ki İran yaklaşık 15 yıldan beri güvenilir bir ülke olmaktan çıktı. Sünni Müslümanlara karşı olan kin ve nefreti her geçen gün fanatikçe artan bir rejimin elinde böyle bir korkunç bombanın olması İsrail’den önce o bombanın bizim veya Pakistan’ın üzerine atılmayacağını kim garanti edebilir? İzlediği mezhebi politikalar İran’ı güvenilmez hale getirdi.

Malumunuz olduğu gibi İran tarihi boyunca Haçlılarla değil hep İslam dünyası özellikle de bizimle hep savaşmıştır. Şimdi ise Suriye, Bahreyn, Irak, Pakistan, Lübnan ve Yemen’de teröristlerden çok bölgedeki Sünni Müslümanları katlettiğine şahit oluyoruz. İran’ın başındaki savaş yanlısı “Hüccetiye” ekibinin etkili olmasından dolayı bu ülkenin elinde böylesi tehlikeli bir silahın olmaması gerektiğine inanıyorum. Sünnilere bu denli düşman olmayan İran’ın elinde söz konusu gücün olması bizi tedirgin değil aksine memnun ederdi. Ama bugünkü İran yönetimine güvenemeyiz.

Batılı güçler burada İran’ın nükleer sınıfı olan bir ülkeye yükselmesini istemiyor. Bu sektörü sadece kendi ellerinde tutmak istiyorlar. Batılılar, yarın bir savaş olsa İran o silahı Batıya değil İslam dünyasına karşı kullanacağını gayet iyi biliyorlar. Onlar bizi ve dünyayı değil sadece kendi çıkarlarını düşünüyorlar. Biz ise olaya bölgemizde barış ve huzurunhakim olması noktasından yaklaşıyoruz. Kimse kimseye mezhebi, inancı veya ırkından dolayı düşmanlık beslemesin ve yok etmeye kalkışmasın.

Emperyalist Batı Pakistan’ın elindeki Atom Bombasını almaya çalışırken bölgede bir başka devletin ayni güce sahip olmasını istemiyor. Keşke İran nefret söyleminden vazgeçse güvenilir bir komşu olsa da bizde bu kavgada onların yanında olsak. İran’ı sağduyulu olmaya, başta bizim ve İslam dünyasının güvenini kazanmaya ve Trump gibi birinin tahriklerine kapılmamaya davet ediyorum.
Hepimiz Hazreti Adem’in çocukları olarak Allah’ın bize bahşettiği bu topraklarda kardeşçe ve huzur içerisinde yaşayalım. Ülkemizde ve dünyada barışın hakim olması temennisiyle gelecek Ramazan Bayramımız mübarek olsun.    
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER