SON DAKİKA

İstanbul işkencesi pardon kırmızısı

Bu haber 25 Kasım 2017 - 11:50 'de eklendi ve 325 views kez görüntülendi.

Sanata saygım büyüktür. Ahlaka, dine ve ülkeye mugayir işler olmadıkça sanatçılar saygıyı
sonuna kadar hakederler.

Bu nedenle beğendiğim yönetmenlerden olan Ferzan Özpetek’in son filmini eleştirirken kantarın topuzunu kaçırmamaya çalışacağım. Buradaki
eleştirlerim film odaklıdır.

Konumuz İstanbul Kırmızısı.

Filmde derinlik yok, sığ desem ayıp olacak ama 2 saat boyunca ruhuma o kadar fazla dinginlik geldi ki, ruhum kaçmak istedi.

Maalesef, evde televizyonda rastlasanız, doğru dürüst program olmasa çerezlik niyetine bile izlemenizi tavsiye edemeyeceğim.

Bu kadar iyi bir kadrodan böylesine bir film çıkması beni çok şaşırttı.

Bir kaç iyi söz hariç aklımda fazla bir şey kalmadı.

‘Geçmişe kafayı takan bugünü ıskalar’
‘Kötü alışkanlıkları olmayanlara güvenmem’
ve
‘Vedalar gözleriyle sevenler içindir. Gözleriyle sevenler asla ayrılmazlar.’

Bu üçüncü yazdığım güzel bir sözü filmde o kadar kötü söyledi ki Halit Ergenç inanamadım.

Ne duygu, ne ruh sade bir kuruluk.

İstanbul Kırmızısı’nda belki de yönetmen Ferzan Özpetek olunca, oyuncular bu kadar büyük olunca, ben çıtayı çok yükseğe koydum.

Mehmet Günsür’ü görünce, Nejat İşler de yanında olunca tamam dedim.

Ama oyuncular da duygu yoktu sanki ruhsuzdular. İki saat boyunca kendimi İstanbul tablosuna bakmış gibi hissettim.

Çok az Mehmet Günsür seyrettim, rolünün hakkını veren ve çok az da olsa ilk rol aldığı bölümde Zerrin Tekindor. Ha bir de hakkını yemeyelim Ayten Gökçer, kısacık rolünü göklere yükseltmişti.

Sinemadaki seyirciler filmin son 5 dakikasında gülmeye başladı, muhtemel sinirler bozuldu ve film bitti. Hepimiz havada kaldık.

Bu arada o seansta 3 kişi film bitmeden çıktı. Acaba toplamda filmden bitmeden çıkıyor merak ettim?

Hani seyretmeyi düşünenlere ayıp olmasın diye sonunu yazmayayım dedim de filmin sonu var mıydı ondan da pek emin değilim.

Ferzan Özpetek cumartesi günü CNN Türk’te Hakan Çelik’e filmi anlattı. Galada bir hanımefendi elinde cep telefonuyla sanırım mesaj çekerken, kolunu tutmuş lütfen yapmayın demiş. Hanımefendinin film seyrederken en azından diğer seyircilere karşı yaptığı hoş değil ama filmi izledikten sonra ona fazla kızamadım.

Bir de Ferzan Bey 15 dakikadan sonra film hareketlenecek ve lütfen yüksek konsantrasyonla izleyin dedi.

Sanırım benim saat 14. dakikada takıldı.

Sanat filmleri anlaşılmaz diye bir klişe var. O klişeye göre çok başarılı.

Oyuncular büyük, yönetmen büyük, İstanbul zaten büyük ama hayalkırıklığı sanırım en büyüğü oldu. Spoiler içeren bir sözle bitirelim.

Filmi seyredecekler lütfen burayı okumasın! Filmin havası kaçar.

Film bitti, Hanım bana döndü;

Deniz, Orhan’dı, dedi.

Ben de;

Deniz Orhan’sa eğer, Orhan kim? deyiverdim…

Çoklu kişilik bozukluğunun psikoloji de adı neydi?

Kılavuzu Kemal olanın…

Geçen gece ÜLKE TV’de Turgay Güler’in Sıradışı Tarih programında Tarih Profesörü Mehmet Çelik’i izliyorum.

Konu malum CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 16 Nisan’da Anayasa Referandumunda Başbakanlığın devam edeceğini sandığı ve BEST FM’de yaptığı konuşma.

Turgay Güler: Kemal beyi izah edemem. Sıkıntı olur.

Prof. Mehmet Çelik: Tıbbi mi?

Turgay Güler.: Evet

Mehmet Çelik: O zaman beni niye çağırdın?

SUÇLU AK PARTİLİLER
Aslında yazıyı burada bitirmem lazım. Ben de psikolog değilim.

Ama Kemal Beyi fazla suçlamamak lazım.

Suçun büyüğü değerli Yavuz Kaynarca’nın belirttiği gibi AK Partililerde. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni daha Kemal Kılıçdaroğlu’na anlatamamışsınız, halka nasıl anlatacaksınız?

Bir de CHP’liler Şili’den reklamcı getireceğine bence Kemal Beye Omega 3 takviyesi yaptırsın. Adam anlamamış.

Anlamamak ayıp değil. Biraz Omega 3 sanırım yeterli olur.

İNSAF TAYYİP BEY
Tayyip Bey bir de yalnızım diyor. El-insaf. En büyük destekçisi CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Anayasa referandumu için adam en iyi konuşmayı yaptı.

Daha ne olsun? Sayın Bahçeli’nin 100 konuşmasına bedel. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı için adayım Kılıçdaroğlu’dur.

Kimse Evet için bu kadar olumlu propaganda yapamadı.

Özel tebrik ve teşekkürü fazlasıyla hak ediyor.

ATATÜRK’E YAZIK
İşin şakası bir yana;
Mecliste kavga edeceğinize,
Saç baş yolacağınıza,
Birbirinizi ısıracağınıza,
Küfür edeceğinize,
Bağırıp çağıracağınıza,
1 kere yeni maddeleri okusaydınız,
1 kere düşünseydiniz,
1 kere onlar evet diyor, ben hayır derim kolaycılığına düşmeseydiniz rezil olmazdınız.
Siz daha neye HAYIR verdiğinizi bile bilmiyorsunuz ama lafa gelince;
“ATATÜRK’ün partisinin genel başkanıyım” demesini biliyorsunuz.

Tayyip Bey giderse…
Tayyip Bey gidince ne olacak diyenlere hatırlatalım.
Bir Fatih gider,
Bir Kanuni gelir…
Merakınızı giderebildik mi efendiler?!

Başkanlık
BM’nin veto hakkına haiz 5 daimi üye devletin yönetim biçimi:
ABD – Başkanlık
Çin – Başkanlık
İngiltere – Parlamenter/Krallık
Fransa – Başkanlık
Rusya – Başkanlık

Hedef Türkiye
Tito’ya diktatör deyip Yugoslavya’yı,
Kaddafi’ye diktatör deyip Libya’yı,
Saddam’a diktatör deyip Irak’ı parçaladılar.
Şimdi ki hedef Türkiye..
(Savcı Sayan)

Günün sorusu
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun eşi İngiliz mi?

İstihbarat
Belçika’ya yakında bir DAEŞ saldırısı olabilir.

Bir hikaye

Her şey aslına çeker
Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu.
Bir gün bunun için tellallar çağırttı:
-Kim bana Hızır’ı gösterirse onu armağanlara boğacağım,dedi.

Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu.

Karısına dedi ki:
-Hanım ben padişaha Hızır’ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz
boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz.

Adamın karısı kanaatkar biriydi:-
Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten, dedi.

Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip Hızır’ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi.
Hızır’ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu.

Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp herşeyi itiraf etti:

-Benim aslında Hızır’ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır’ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim, dedi.

Padişah buna çok kızdı:
-Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi? diye bağırdı.

Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu.

Birinci vezire sordu:
-Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?
-Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.

Bu sırada peyda olan, nurani bir genç, vezirin sözleri üzerine söyle dedi:
-Küllü şeyin yerciu ila aslihi

Padişah ikinci vezirine sordu:
-Bu adama ne ceza verelim?
-Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım.

Biraz önce ansızın ortaya çıkan genç yine:
-Küllü şeyin yerciu ila aslihi, dedi.

Padişah üçüncü vezire sordu:
-Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?

Padişahım bana göre, bu adamı affedin Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli.

Nurani genç yine söze karıştı:
-Küllü şeyin yerciu ila asıhı

Bu defa padişah o çocuğa yöneldi:
-Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?

Genç cevap verdi:
-Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz “Herkes aslına çeker” demektir.

Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.

Vidin Özyer
Vidin Özyervidinozyer@harbigazete.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.