Harbi Gazete

Kadın Devrimi, Matriarkiden, Patriarkiye Geçişin Sonu

Kadın Devrimi, Matriarkiden, Patriarkiye Geçişin Sonu
Nihan Öztürk
Nihan Öztürk( nihano@harbigazete.com.tr )
143
08 Aralık 2018 - 10:16

İnsanların ilk toplulukları kadınların egemen olduğu anaerkil toplumlardır. Bunun en büyük nedeni kanımca dişilerin doğurganlığının bereket ile eş değer tutulmasıydı. Erkeklerin çiftleşmedeki etkisi bilinmiyordu ve dişilerin üreme işini tek başlarına yaptıklarına inanılıyordu. Çünkü anaerkil düzen aslında kadının maddi varlığı fiziksel yapısı ve doğurgan özelliği onu doğanın bir numaralı yansıtıcısı yapmaktadır. Ancak ne zaman ki insanın mülkiyet, güvenlik ve güç-iktidar ilişkileri doğayla çatışmaya başladı, işte o zaman doğayla beraber anaerkil düzende bu değişkenlerin değiştirdiği yaşam tarzına karışarak kendi varlığını yok etti.

Günümüzde yaşadığımız toplumsal eşitsizlik, savaşlar, yani ataerki ve buna bağlı gelişen yüzlerce ruhsal sorun 6 bin yıldır var. 125 bin yıllık insanlık tarihini düşününce oldukça kısa bir süre.

Kadın bedeni üzerinde kurulmak istenen ve kurulan hakimiyet ataerkil düzenin, yani ‘varoluş’ yerine ‘sahip oluş’un geçmeye başlaması anlamına gelir.

Kadının kontrol edilmesi doğurganlığın dolayısıyla insanlığın devamının kontrol altına alınması demekti. Cinsellik ve bedene yönelik bütün kısıtlamaları bu yönde bir çabanın ürünü olarak değerlendirebiliriz.

Anadolu’ da daha etkin şekilde görülen anaerkil Türk ailesinin, ataerkil Türk ailesine geçişini, kendi ailemden ve yakın çevremden yola çıkarak modern Türk ailesinin durumunu anlatmış olurum sanırım.

Annem saçını çocukları ve kocası için süpürge etmiş, klasik bir anneydi. Küçük yaşta yetim kalmasından ötürü hayatı boyunca birkaç ay çalıştı. Babamla nişanlandıklarında babam ona “Senin çalışmanı istemiyorum” dediğinde, itiraz etmek aklının köşesinden dahi geçmedi. Ben belli bir yaşa gelip neden çalışmadığını sorduğumda, “Baban çalıştırmadı, kızım.” demişti. Bu kocam çalıştırmadı kalıbı, modern ama ataerkil aile düzeninin net bir ifadesidir. Her ikisine de sorarsam, kadın ve erkeğin eşit olduğunu söylerler bu arada.

Babam iki üniversite bitirmiş, annem ilkokuldan sonra, yetimliğinden ve abilerinin baskısından ötürü eğitimini devam ettirememiş. İsteyerek ve karşılıklı onaya dayalı bir evlilik yapmışlardı. Ama ailelerinin onayını da alarak. Büyük olasılıkla bu onay olmasa çok isteseler dahi evlenmezlerdi. Patriarkal düzenin tipik bir göstergesidir bu da.

Bayramlarda babam bize ve anneme elini öptürür ve her birimizi yanaklarımızdan öperdi. En baştan itibaren bana çok garip gelirdi annemin babamın elini öpmesi. Ama İslam’ın en az girdiği ailelerde bile dini kurallar bir gelenek olarak ailenin içindeki düzeni belirleyen unsurlar olarak var olmaya devam ederler. Ailenin reisi erkektir, kadının uyması gereken kuralları belirleyense erkek aracılığıyla, dindir. Kadın eksik cins olarak bu kurallardan sapma gösterirse erkek onu uyarmakla görevlidir. Eteğinin boyu, kimlerle arkadaş olacağı, nereye gidebileceği, nelerin yasak olduğuna kadar geniş bir yelpazeye yayılır bu görevin kapsama alanı.

Bize gelecek olursak erken yaşta meslek hayatına atılıp ekonomik özgürlüğümü kazanmış olmama rağmen her zaman abimin bir adım gerisinde hissetmişimdir kendimi. ‘O erkektir yapar’ yaftalamasından kendimi kurtaramamışımdır.

Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin yıl dönümünde, 2019 yerel seçimlerinde, şu an için adaylar arasında sadece 5 kadın belediye başkan adayının olması sizce seçimi ne kadar adil kılabilir.

Hocamın da dediği gibi “Kadınlarımızın olmadığı alanda kaybetmeye mahkumuz. Bakanlıkların, vekillerin ve belediyelerin yarısı kadınlarda olmadığı sürece Kadın Hakları Günü de Kadınlar günü Analar günü de kutlamayacağız!”, “Devrim, Kadın yüreklerinin, çocuk masumluğunda isyanıdır.”

Kadınların en büyük sorununu şöyle açıklayabiliriz. Kadın cinselliğinin özgürleşmesi insanlığın varoluş mücadelesinin en önemli kavramlarından biri olacaktır. Ama kadın cinselliğinin özgürleşmesi günümüz modern şehirli kadınının istediği erkekle, istediği zaman cinsellik yaşaması, sadakatsizlik konusunda kadının erkeğe yetişmesi değildir. Çünkü sevişmekte özgür olan kadın ya da özgürce cinsellik yaşama olanağına sahip olan kadın, erkek hakimiyetindeki düzenin tanımladığı kadındır. Fit, her zaman bakımlı, seksi, bedenini bir cinsel obje olarak erkeğin göz önüne seren plastik cerrahi ve kozmetiğin esiri olan kadın.

Bugün kadın ve erkek arasındaki özgürleşmenin önünde günümüzün korkunç güzellik anlayışı var. Oysa “en çirkin yerinden sevmeye başlamak istiyorum seni” diye seslenebilmeli erkek kadına, kadın erkeğe. Çünkü her şeye rağmen, hala faşizmin giremediği tek yer, iki insan arasındaki ilişkidir.

Sonuç olarak kadınların mutlu olamadığı toplumlar mutsuzdur. Kadınların üzerlerindeki baskıyı kocaları üzerinden atmaya çalıştıklarını düşünürüm. Artık erkekler olması gerektiği gibi kadınlara yardım ediyorlar. Salatayı filan yapıp elektrik süpürgesini itiyorlar odadan odaya. Migros arabasını da iten onlar. Ama market koridorlarında dolaşan erkek kalabalığına bakın, yüzlerinden düşen bin parça. Ve o araba pek bir eğreti duruyor önlerinde. Akşamları playstation oynamak için eşlerinden izin alıyorlar ergen çocuklar gibi. Mutlu bir Türkiye, mutlu bir toplum için ülkemizi mutlu kadınlar ülkesi yapmak için çalışmalıyız.

Geleceğin kurtuluşu kadınların isyanından geçiyor. Kadın kadınsı özelliklerinden utanmadan yaşamaya başlamadan, erkek kendisine öğretilen ve aslında doğuştan getirmediği artık bilimsel olarak da gösterilen erkeksi özelliklerini bir kenara bırakmadan, 6 bin yıl önceki mutlu, huzurlu ve hiçbir şey yapmak zorunda olmadan, sadece var olmaktan keyif alan, birbirini sahiplenmeyen, hayatı birbirine cehenneme çevirmeyen kadın ve erkeklerden oluşan ve aslında hiçbir şekilde ütopik olmayan dünya düzenine geri dönebilmemiz imkansız değil.

E, hadi o zaman!

 

Kaynaklar

http://oaji.net/articles/2017/1621-1514964292.pdf

http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/Turkce/SayfaDosya/erkeklik_ataerklik.pdf

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/gonderi_dosya_ekleri/morsoylesiler.pdf

http://www.elyadal.org/pivolka/23/PiVOLKA_23_02.pdf

Hocam, Asker AVŞAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası