SON DAKİKA

Harbi Gazete

Kentsel dönüşümün bilinenleri ve bilinmeyenleri

Türkiye’nin en ünlü mimarlarından biri olan Nihat Şen ile kentsel dönüşümün bilinen ve bilinmeyenlerini enine boyuna konuştuk

Kentsel dönüşümün bilinenleri ve bilinmeyenleri
Bu haber 18 Mart 2018 - 13:22 'de eklendi.

Türkiye’nin tanınmış mimarlarından Nihat Şen ile Türkiye’nin terörden sonraki en önemli sorunlarından biri olan kentsel dönüşümü konuştuk.

İşte o söyleyişimiz

1-KENTSEL DÖNÜŞÜM NEDİR?

 

30.05.2012 Tarihinde yürürlüğe giren 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” olup, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde; fen, sanat, norm standartlarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere; iyileştirme, tavsife ve yenilemelere dair çalışmaları yapmak için çıkarılmış yasadır.

Bu yasanın en belirleyici farkı, tapusu olan veya olmayan hak sahiplerinin haklarının korunması ve mağdur edilmemesidir.

Anayasa’nın 23.maddesine göre Devlet sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek , vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak zorundadır.

Bilindiği üzere ülkemizin büyük bir kısmı başta deprem olmak üzere tabii afet riski altındadır. Mevcut binaların büyük bir kısmı doğal afetlere dayanıklı olmadıkları için,orta şiddetli bir depremde bile hasar görüp binlerce vatandaşımız hayatını yitirebilmektedir.

Yaşamımızı, geleceğimizi olumsuz etkileyen bu çarpık ve kuralsız yapılaşma nedeni ile,çıkarılanKentsel Dönüşüm yasası, olumsuz yapılaşma ve kentleşmenin daha sağlıklı yaşam ve sosyal donatı alanlarının oluşturulmasına, huzurlu, güvenli, kültürüne sahip, manevi değerleringeri kazanılmasına, zayıflayan beşeri ilişkililerin güçlendirilmesine, milli mimarinin oluşturulmasına ve öne alınmasına, yeraltı yerüstü doğal zenginliklerin korunup değerlendirilmesine, tarihi zenginliklerin korunmasına, bizi biz yapan değerlerimizin korunmasına, enerji verimliliğini ve yenilebilir enerjiyi çevresel etki-faktörleri dikkate alınmasını sağlayan çalışmalara olanak sağlamaktadır.

 

2-HANGİ BİNALAR KENTSEL DÖNÜŞÜM KAPSAMINA GİRER?

 

T.C. Hudutları dahilinde,bir arsa üzerinde çatısı örtülü her türlü yapı girmektedir. Kat mülkiyetine bağlı yapılar değil ,kat irtifakı kurulmuş ancak kat mülkiyetine geçilmemiş yapılar, fabrika ,atölye v.b.olarak kullanılan işyerleri, yapı olarak kayıtlı ancak iskanı alınmamış, tapuda arsa statüsünde bulunan yapılar da bu yasa kapsamına girmektedir.Müştemilatlar ise tapuya ayrı bir bağımsız bölüm olarak tapuya kaydedilmiş ise bu yasa kapsamına girer.

 

3-KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTANBUL ve TÜRKİYE’DE AMAÇLANANI VERİYOR MU? YASADAKİ DEĞİŞİKLİKLERİ SİZ NASIL YORUMLUYORSUNUZ?

 

Kentsel Dönüşüm,İstanbul ve Türkiye’de özüne uygun bir şekilde amaçlananı veriyor diyemem. Terörden sonra en önemli konu olan bu yasa, maalesef çıktığı günden bugüne kadar doğru düzgün anlatılabilmiş değil. Bu nedenledir ki; bilgi eksikliğinden dolayı binlerce vatandaşımız mağdur olmuştur. Yasanın özündekiler dikkate alınmadan, hazırlıksız bir şekilde birçok projeye başlanılmış, sonucunda da vatandaşlarımız mağdur olmuş ve doğru düzgün Kentsel Dönüşüm yapılamamıştır.

Yasada yapılan değişikliklerin  olumluve yeterli olduğunu söyleyemem.

Doğal afetleri ve özellikle deprem gerçeğini düşünecek olursak ,Kentsel Dönüşüm çalışması ve uygulamalarını hızlandırmamız gerektiğini belirtmeliyiz. Uygulamadaki aksaklıkları gidermek ve sürecin uzamasına neden olan etkenleri ortadan kaldırmak gerekliliğini de belirtmek gerekir.

 

4-KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN AVATAJLARI NELERDİR?

           

            Bu soruyu iki başlık altında cevaplamak isterim.

  1. Vatandaşa getirdiği avantajlar;

Sahibi olduğu taşınmaz ile ilgili Risk Analiz Raporu onaylanmış olması ve tapuya tescili olması durumunda ,hervatandaş bu yasa kapsamında; veraset ve intikal harcından, damga vergisinden, belediye harçlarının bir bölümünden ve noter harçlarından muaf olabileceklerdir. Riskli binalarda 18 aya kadar, Riskli alanlarda ise 36 aya kadar Devletten kira yardımı alabilirler.

Vatandaşımız eğer ister ise Devletin Kredi Faizi desteği verdiği 2 yıl ana para ödemesiz 10 yıl geri ödemeli yapım kredisinden faydalanarak binasını yenileyebilir dolayısı ile sahip olduğu dairenin metre karesi de ufalmamış olacaktır. Maliki olduğu taşınmaz ile ilgili,müteahhitle kat karşılığı anlaşma yapmadan, yürürlükteki imar mevzuatına göre binalarını yeniden yapma hakkına sahip olabileceklerdir. Böylece taşınmazın değeri daha fazla değer kazanmış olacak ve vatandaşımız kazançlı olacaktır. Bu haklar, çok bağımsız bölümlü binalar için de geçerlidir. Örneğin;  10 daireli bir binadaki hak sahipleri bu avantajlardan faydalanarak, dairelerinin alanı küçülmeden binalarını yenileyebilirler.

Kentsel Dönüşümün önemli avantajlarından biri de; eskiden, bir apartmanda hak sahiplerinden birinin muvafakati olmadan bina ile ilgili uygulama yapılamaz iken, bu yasa ile hak sahiplerinin 2/3 çoğunluğu ile karar alınarak uygulama yapma imkanı sağlanmıştır.

  1. İlgili idarelere getirdiği avantajlar;

Bu yasa kapsamında Bakanlık ve ilgili idareler, Belediyeler sınırları dahilinde,doğal afetler ve depremler nedeni ile, insan hayatını tehlikeye sokacak bina ve riskli alanları, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarına dönüştürme imkanına sahip olabilecektir.Türkiye, özellikle 60’lı yıllardan sonra,betonarmeleşme hareketlerinin ve kentlere göçün hızlı olması nedeniyle, sağlıklı bir kentleşme sağlayamamıştır. Aynı zamanda, yapılan binalarda gerekli standartlarda yapılmamıştır. Özellikle 1999 Marmara depremi, bize binaların olası bir deprem durumunda insan hayatı için ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdi. Çarpık kentleşme sonucunda da sağlıklı ve güvenli bir yaşam çevreleri oluşamamıştır. İşte bu sebeplerden dolayıdır ki bu yasa çerçevesinde çarpık bir kentleşmeden daha düzenli, sağlıklı, güvenli, kentleşmeyi sağlamaimkanı doğmuştur.

Mülkiyet hakkını, rıza ve muvafakati ön planda tutan, yeraltı yerüstü doğal kaynaklarının korunmasını, manevi değerlerimizi ve beşeri ilişkileri güçlendiren, enerji verimliliğini ve yenilebilir enerjiyi, mahalle kültürünü, milli mimariyi, tarihi zenginliklerimizi, sosyal donatı alanlarını ve ihtiyaçlarını ön planda tutan, dikey mimariden daha ziyade Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi yatay mimariyi ön planda tutan Kentsel Dönüşüm çalışmaları yapma imkanıolacaktır. Hatta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı imar uygulama plan onaylarını idarelere de vermektedir ki ,bu süreci kısaltan bir etkendir.

 

5-KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTANBUL’UN SİLÜETİNİ BOZUYOR MU?

 

Kentsel Dönüşümün içeriğinde bulunan önemli kriterler dikkate alınmadığı gibi, Türk toplum yapısına ve yaşam şekline uymayan dikey yapılaşma, maalesef İstanbul’un siluetini bozmaktadır. Dikey yaşam yapılaşması, bu toplumun yaşam şeklinin ve bizleri biz yapan değerlerimizin temeline konan dinamit gibidir. Bizler komşusu açken tok yatamayan, aynı kültür ve inançtan gelen bir milletiz. Bizler birbirimizle iletişimde olan, paylaşımcı, derdimizi, sevincimizi, duygularımızı paylaşan bir toplumuz. Maalesef bu dikey yapılaşma nedeni ile, bu değerlerimizden uzaklaşarak robotik bir insan ve robotik bir yaşam şekline dönüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız  sık sık dikey mimariden yatay mimariye geçmemizin daha uygun olacağını söylemektedir ki ben de yüzde yüz katılıyorum.

Bilinçsizce , özümüzü ve değerlerimizi,  bizi biz yapan unsurlarımızı dikkate almadan planlama ve imar uygulamaları yapıldığı için güzel İstanbul’un silueti bozulmaktadır.

Bazı yerlerde, şehrin içlerine giren hava kanalları kapanmış durumdadır. Örneğin; Çok eskiden insanlar ciğer rahatsızlıklarına şifa bulmak için İçerenköy – Kayışdağı bölgesine şifa bulmaya giderlerdi. O güzergahtan gelen hava ve rüzgar akımı rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmekteydi. Bugün maalesef Çin Seddi gibi insanın üzerine baskı yapan, merkezlere hava akımını engelleyen siluetler oluşmuştur. Ayrıca tarihi dokuyu ve çevreyi bozan bir yapılaşma ile karşı karşıya kalmış durumdayız.

 

6-YATAY MİMARİYİ NASIL YORUMLUYORSUNUZ? VE YATAY MİMARİ İSTANBUL’DA GERŞEKLEŞEBİLİR Mİ?

Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, yeni imar planı yapılan yerlerde veya yeni imara açılacak alanlarda, bizim yaşam ve kültür yapımıza uygun dikey yapılar değil, yatay mimari ön plana alınmalıdır.

Kentsel Dönüşüm çalışmaları yapılır iken, yerinde Kentsel Dönüşüm yapılmalıdır. Mülkiyet hakkını ön planda tutarak, yoğunluğu artırmadan yatay mimari ile Kentsel Dönüşüm modeli uygulanabilir. Şu ana kadar yapılan,

aynı zamanda şehir siluetini bozan dikey mimari daha önce de ifade ettiğim gibi Türk aile yaşamanın temeline konan dinamit gibidir.

Tabii ki olması gereken zorunlu yerlerde ve iş merkezi gibi yapılarda dikey yapılaşma olabilir.

En önemli konu,mülkiyet hakkını ön planda tutup, geçmişimize sahip çıkarak geleceğimizi uzun vadeli düşünerek planlamak zorunda olduğumuzdur.

Özellikle İstanbul, tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri ve kültür mozaiği zenginliğine sahip olan bir şehir olduğuna göre, bu özellikleri yok edecek, bozacak yapılaşma modelleri olmamalı ve şehir silueti bozulmamalıdır.

Bu yasa kapsamında, İstanbul’un yeniden imar planlamaları ve alan bazlı Kentsel Dönüşüm uygulamaları ile yatay mimariyi ön plana alan çalışma ve uygulamaları yapılmalıdır. Şehir merkezini rahatlatacak, yeni cazibe merkezleri yaratarak yeni yerleşim yerleri açılmalı ve dışarı doğru genişletilmelidir.

 

7-YAPILAN ARAŞTIRMALARA GÖRE BİRÇOK İNSAN YENİ GELİŞEN BÖLGELERE TAŞINIYOR. ARTIK ŞEHİR MERKEZLERİ DEĞER Mİ KAYBETMEYE BAŞLADI?

 

Kentsel Dönüşüm Yasası Kapsamında şehir merkezlerinde parsel bazlı bina yenilemeleri merkezlere ilave bir yük getirmiştir. Yasanın imkan ve olanaklarından faydalanarak, eski binalar kat karşılığı sistemle, yenileme sürecine girmiştir. Bu sistemle, ilave bir yoğunluk getirilmiş, konut adedi artmış, fakat altyapı, yol, sosyal donatı alanları aynı kalmıştır.

Eski yerleşimde de yeterli olmayan, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, otoparklar, yollar iyice yetersiz hale gelmiştir. Yollar aynı , altyapı aynı, yeşil alan aynı, park alanları aynı, otopark yok dolayısı ile yapılan ilave inşaat artışları nedeni ile iyice yetersiz hale gelmiş ve yaşanacak bir mahalle ve  ilçe hüviyetinden çıkmıştır. Farkından olmadan taşınmaz sahipleri taşınmazlarının değerini düşürmüş ve cazibesini yitirmesini neden olmuşlardır. İlave inşaat ve bağımsız bölüm adedinin artması ile araçları park edecek otopark sıkıntısı, parklar ve bahçeler yok olmuş, yollar, artan trafiği taşıyamaz hale gelmiş, hatta insanların yürümesi için yapılan kaldırımlar dahi işgal edilmiş durumdadır. Bu nedenle taşınmaz değerleri ve kira bedelleri de düşmüştür.

Bu ve buna benzer sebeplerle,  insanlar sosyal donatıları geniş, otopark ihtiyacı karşılanmış, insani gereksinimleri gerektiren her türlü imkanları sağlayan yeni yerleşim ve cazibe merkezlerine taşınmaya başlamışlardır.

 

8-SON DÖNEMDE ÖZELLİKLE İSTANBUL’UN HANGİ BÖLGELERİNİN YILDIZI PARLAYACAK?

 

Hala göç dalgasının devam ettiği İstanbul’da, artan nüfus yoğunluğu ve ulaşım aksları nedeni ile bazı bölgelerin daha fazla yıldızı parlayacaktır. Buna sebep olan etkenler, 3.Köprü, 3.Havaalanı ve Karadeniz Otobanı, Tüp geçitler, Metro ağlarının genişlemesi, Kanal İstanbul gibi projelerdir.Sancaktepe, Çekmeköy, Riva, Ataşehir, Tuzla, K.Çekmece, Sarıyer, B.Çekmece, Durusu,Silivri bölgeleri yıldızı parlayan yerler olacaktır.

 

9-KANAL İSTANBUL PROJESİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ

 

Metropol şehir olan İstanbul’un tam ortasından geçen Karadeniz ile Marmara’yı bağlayan Boğaz geçişi bugün, deniz taşımacılığından dolayı trafik yoğunluğu ile karşı karşıyadır.

Şehir içi konumunda olan Boğaz, aşırı trafiğin artması nedeni ile artık bu yoğunluğu taşıyamaz hale geldiği gibi ayrıca şehrin güvenliğini tehlikeye sokar hale gelmiştir. Çok yakın bir tarihte de boğaz girişindeki patlama ile de bu durumu yaşadık. Eğer bu patlama boğaz içinde olsa idi daha vahim sonuçlar doğurabilirdi. Ayrıca, bu kadar ticari taşımacılığın olduğu bir trafikte hiçbir kazancımız da olmamaktadır..

Ama en önemli konu, insan hayatı ve çevre için tehlikeli olabilecek bu geçişi alternatif bir geçiş imkânı sağlamak koşulu ile daha güvenli bir hale getirmek olacaktır.

Ayrıca,3.Havaalanının devreye girmesi ile bölge ,ciddi bir destinasyon merkezi olacağından, Kanal İstanbul ayrı bir önem kazanacaktır.

Şehir merkezini rahatlatacak ,yeniyerleşim alanları ve istihdam sağlanmış olacaktır. Türkiye’ye maddi hiçbir katkısı olmayan boğaz geçişi ,Kanal İstanbul sayesinde gelir getirici bir konuma girmiş olacaktır.

Tüm bu çalışmalar yapılırken, çevresel ve ekolojik dengelerin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Kanal İstanbul çevresinde yapılacak olan planlamalarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ve dikkatini çektiği yatay mimari ön planda tutulmalı, bizi biz yapan değerler yapılacak projelerde korunmalıdır.

 

10-KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ VE ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?

Terörden sonra en önemli konu olan Kentsel Dönüşüm Yasası yani 6306 sayılı yasa,  çok iyi niyetle hazırlanmış ve yürürlüğe sokulmuş ancak maalesef vatandaşlarımıza ve ilgili idarelere yeterince anlatılamamıştır.

Bu nedenle de, yanlış başlanan çalışmalar nedeni ile Rantsal Dönüşüm Yasası olarak algılanmıştır. Halbuki, toplumu çok ilgilendiren bu yasa iyi anlatılmalı ve uygulamadaki hassasiyetler göz ardı edilmemeliydi.

Bir takım art niyetli insanlar tarafından, vatandaşımızın iyi niyeti suiistimal edilerek mağdur edilmiştir. Evinden barkından olmuş binlerce vatandaşımız hala mağdur durumdadır. En önemli konu olan mülkiyet hakkı ve yasanın içeriğinde bulunan önemli kriterler debaz alınmamıştır. Sadece yasanın çıkarılması yetmez, aynı zamanda uygulamalarının ve içeriğinin de sahada denetimi gereklidir. Belirli bir sermayesi olanlar, “ben Kentsel Dönüşüm yapıyorum, inşaat yapıyorum” diye işe girmişler, maalesef doğru düzgün bilgiye, deneyime ve finansa sahip olmadıkları için inşaatlarını yarım bırakmışlardır.

Belirli bir alanı, Riskli Alan ilan ederek  veya Parsel bazlı yerde binayı Riskli bina katagorisine sokarak sorunu çözemezsiniz. Bu yasanın uygulamasında ve hızlanmasında Yerel Yönetimlere ciddi görevler düşmektedir.

Esasında çarpık kentleşmeyi, bu yasa sayesinde, daha vizyoner ve cazibe merkezli şehirler haline getirebilirsiniz. Maalesef yerel idareler siyasi endişe ve seçilememe riski ile taşın altına ellerini koymamaktadırlar. Hatta ve hatta Riskli alan ilan edilen veya Riskli Bina Tescili yapılan yerlerle ilgili hala işlem ve çözüm üretmemektedirler. Yaşam riski var diye ilan ediyorsunuz ,yıllarca riskli yerlerde insanların oturmasına izin veriyor ,can ve mal güvenliğini sağlamıyorsunuz. Peki soruyorum. Olası bir doğal afet veya deprem anında bu alan veya binalarda ölüm yada yaralanma olduğunda bunun sorumluluğu kime ait olacak?

Halbuki, Anayasanın 23.maddesine göre T.C. Devleti, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamakla mükelleftir. Yine soruyorum; bu yasa ile uygulama örtüşüyor mu?

Belirli bir bölgeyi Riskli Alan ilan edip, yıllarca hiçbir işlem yapmayıp, ayrıca bu süre içinde vatandaşa işyeri açma, tadilat, kiraya verme hakkı da vermeyip vatandaşı mağdur ediyorsunuz. Doğru olan bu belki ama, yıllarca vatandaşı mağdur etmek olur mu?

Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Biran evvel yasadaki eksiklikleri tamamlayıp, uygulamayı hızlandırmak gereklidir. 29.500 km fay hattı üzerinde olan bir coğrafyada yaşadığımıza göre, 19.500.000 adet yapı stokunun yaklaşık 7.500.000 adedinin acilen yenilenmesi gerekiyor ise, Ankara merkezli onay ve planlama ile hızlandırmanız mümkün değildir.

Bana göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ,biran evvel Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki bölgeleri,ayrı ayrı bölgelere ayırmalı ve bu bölgelere de Kentsel Dönüşüm Müdürlükleri kurmalıve onaylama yetkisi vermelidir.

Ayrıca süreci daha da hızlandırmak amacı ile belirli bölgelerde, Bakanlığın akredite edeceği ve denetleyeceği özel Kentsel Dönüşüm ofisleri kurulmalıdır. Bu ofisler, jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi, elektrik-makine mühendisi, mimarlar, iç mimarlar, maliyet uzmanı, finans uzmanı, şehir planlayıcısı, psikolog ve hukukçuları bünyesinde barındırmalıdır. Vatandaş bu ofislere müracaat ederek her türlü hizmeti alabilmeli ve süreç uzamamalıdır.Bu sayede de, ilave istihdam da sağlanmış olacaktır. Bu ofisler yatırımcı bulma noktasına kadar her türlü işlemi yapabilmelidir.Bakanlık bu firmaları ciddi denetlemeli, art niyetli işlem ve uygulama yapan firma ve sahiplerine de cezai müeyyideler (para,hapis.vb)uygulamalıdır.

Kamil HIZER / Harbi Gazete

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER