Harbi Gazete

KURTAR ARTIK BENİ BU YALNIZLIKTAN!

KURTAR ARTIK BENİ BU YALNIZLIKTAN!
Safiye Kuyumcu
Safiye Kuyumcu( skuyumcu@harbigazete.com.tr )
293
30 Kasım 2018 - 9:20

Bir sesleniş, bir nida, yardım isteği: “Kurtar beni artık!”
Birkaç gün önce yaşlı bir teyzeyi davet üzerine ziyarete gittim.
Hiç tanımadığım biri…
Kapıyı çalarken düşündüm; acaba elini öpmeli miydim, sarılmaya çalışsam çok mu fazla olurdu? Ne yapacaktım ben? Hayır, ne konuşacağıma dair de bir fikrim yoktu. Binaya girmem, ikinci kata çıkana kadar merdivenleri tırmanmam bu düşünceler ile geçti. Ardından derin bir nefes aldım ve kapının açılmasını bekledim. Birkaç dakika bekledim. İkinci kez çalmaya da korkuyordum kapıyı. Elimi yumruk yaptım, tam tıklatacaktım ki kapı açılıverdi.
1.50 boylarında, eşarbından beyaz saçları dışarıya taşmış, yılların yüzünde bıraktığı kırışıkları ile beraber bana bakıp gülümseyen, tam tabir ile tonton bir teyze kapıyı açtı. Enerjisi öyle muhteşemdi ki üzerimdeki o gerginlik hissini kapıdan dışarıda bırakıverdim eve girerken.
Eve girdiğimde teyzenin gönlündeki o sıcaklığın her yere saçılmış olduğunu hissettim. Salona kadar önünden yürüttü beni, otursun diye ayakta bekledim. Ben oturmadan oturmadı.
Ve o değeri biçilemeyecek sohbet…
Kim olduğundan, nereden geldiğinden bahsetti. Acılarla dolu bir serüveni vardı. Eşini ve çocuklarını kaybetmesinin ardından acı veriyor diye başka bir eve taşınmış. Sabahları bir başına akşam, akşamları bir başına sabah ediyor ve duvarları tutunarak yürümeye çalışıyor. Uzun zamandır hiç dışarıya çıkmamış. Silivri’de yaşıyor ve en ilginci de daha bir kez bile sahile gidip denizi görmemiş. Oysa ki evi ile sahil arası yürüme 5 dakikalık bir mesafe.
“Ahh be teyzem… Sen nasıl hapsoldun bu yalnızlığa? Nasıl katlandın bunca zaman buna? Dört duvar arasında hiç mi sıkılmadın, hiç mi sokağa çıkmaya çalışmadın?” diye bir sürü soru yankılandı beyimde teyze mutfağa gittiğinde. İçimden benim için uğraşmamasını söylemek geliyor, sonra da “Biri ile bir bardak çay da mı içmesin bu teyze?” diye de kendi kendimi kemiriyordum.
“Ulan, acaba ben yanlış soruları mı soruyorum?” diye yakınmaya başladım. Bunca zaman teyzeyi yalnız bırakan kimdi? Kimler çalmadı kapısını acaba? Ben bunları düşünürken teyze bir elinde tepsi diğer elinde duvarları tutunup yanıma doğru geldi. Ayağa kalkıp tepsiyi almak istedim elinden, ona da izin vermedi.
Çayın üzerinden dumanlar tüterken yanıma sokuldu, boşta olan elimi tuttu. “Ah be kızım, iyi ki geldin. Beni insan yüzü görmeye hasret bıraktılar şuracıkta.” dedi.
Komşularını sorguladım içimden. Hadi çoluk çocuk veya eş kalmamış, bu komşular nerde o zaman?
Sohbet teyzenin yalnızlıktan yana olan yakınmaları ile sürüp gitti. İki kelam lafa o kadar hasret kalmıştı ki göndermek bile istemedi beni.
İşte teyzeyi ziyaret ettiğim o günden beri hayatı çok yönünden sorgulamaya başladım. Ben de birilerine bunu yaptım mı acaba? Ya da ben ileride nasıl bir hayat süreceğim? Annem, babam benden memnun muydu? İyi bir evlat olabilmiş miydim bu zamana kadar? Ve yazamadığım daha onlarcası…
Hayat işte, ne acayip değil mi? O günden geriye kalan kafamın içinde sürekli kendimi sorguladığım sorular ve teyzenin yakınmaları; “Kurtar artık beni bu yalnızlıktan!”

Not: Bu notu yazımı sadece sonuna kadar okuyanlar için yazıyorum.
Selam olsun hepinize.
İyi ki varsınız.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası