SON DAKİKA

Harbi Gazete

Murat Parasayar’ın 10 parmağında 10 marifet

Murat Parasayar’ın 10 parmağında 10 marifet
Bu haber 25 Aralık 2017 - 16:04 'de eklendi.

Son günlerin en çok konuşulan oyunlarından biri olan “Şoför Nebahat” oyunun başrol oyuncularından Murat Parasayar ile oyunculuk ve tiyatro üzerine kısa bir söyleyişi yaptık

Oyunculuk kariyerinizden  başlayalım oyunculuğa ne zaman başladık?

Ben oyunculuğa 1990’larda başladım. Mankenlik yaparken birçok reklam filmi teklifi aldım ve bu teklifleri değerlendirdim. Önce küçük reklamlar sonra büyük kampanyalar derken sonra dizi teklifleri gelmeye başladı.1992’de Barışta Savaşanlar adlı dizide ilk başrolümü aldım. Top Gun hatta  yerli Top Gun diyebileceğimiz savaş pilotlarımızın hayatlarını anlatan bir dizi idi. Çok güzel bir kadroyla iyi bir başlangıç yaptık. Ondan önce bir iki ufak dizide yan rollerde oynadım. Bu diziler zaten benim oyunculukta pişmemi sağlamıştı. Daha sonra 1992’den itibaren başroller başladı. Diziler başladıktan sonra da  yoğun bir şekilde sinema filmleri..  Son üç dört yıldır da yoğun bir şekilde tiyatro yapıyorum.

Peki tiyatro mu sinema mı?

Şimdi hepsinin yeri ayrı. Tiyatronun olayı tabi ki daha çok farklı. Oyuna hazırlanmak için sahnemize erken erken geliyoruz ve tüm ekip arkadaşlarımızla hazırlanıyoruz. Provalarımız çok yoğun geçiyor. Kolay bir şey değil canlı performans. Hata yapma riski var. Oyunu sevmen var seyirciyle iletişimin var. Tiyatro ayrı bir zevk. Heyecanı çok fazla olan bir şey ama sinemada sonuçta çok kişiye hitap eden seni daha çok insana tanıtabilen daha çok insana ulaşabileceğin bir mecra. O mu bu mu diye değil de aslında hayatımda hepsinin olmasını istiyorum.

Peki kendinize örnek aldığınız tiyatroda, sinemada isimler var mı?

Ben şimdi yabancı aktörlerden Robert De Niro’ydu, Al Pacino’ydu Christian Bale diye saymak istemiyorum. İyi oyuncuları takdirle izleyip örnek almaya çalışıyoruz. Ama herkesin kendi bir tarzı var ben öyle düşünüyorum. Ben disiplinli bir oyuncuyum, benimle çalışanlar zaten hepsi benim disiplinimi özverimi bilirler, iş prensiplerimi bilirler. Rolü aldığımda elimden geldiğince en iyisini yapmaya çalışırım. Bu ekip olayıdır. Ama ben hep uyumlu, işimi doğru yapmanın, işime zamanında gelmenin ve tüm bunların sonucunda elimden gelenin en iyisini yapmalıyım felsefesiyle çalışan birisiyim.

Türkiye’deki sanata bakış açısını nasıl buluyorsunuz? Ters soru sormak istedim amacım o aslında.

Bu çok geniş bir soru. Şimdi dizilere çok talep var. Akşamları herkes oturup dizi izliyor. Herkesin muhakkak takip ettiği en az bir veya iki dizisi var.

Oradaki popüler olan sanatçılara yoğun bir ilgi var. Hem kazanç açısından hem toplumda ama tabi bunun yanında Türkiye’de sanat sadece diziden ibaret değil. Tiyatro var, opera var, görsel sanatları var ve sanat dünyasında her alanda her şeyin zorluğunun olduğuna inanan birisiyim. Hele Türkiye’de çok zorlu olduğuna inanıyorum. Ama sanata siyasetin karışmaması gerektiğini düşünüyorum. Sanatçının serbest bırakılması fazla baskı fazla ideolojik şeylere takılmaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de bu kolay bir şey değil. Bağımsız bir sanatçı olmak artık son dönemlerde çok zor. Ekonomik anlamda da ayakta kalmak çok zor. Ne istediklerini bilmek kolay şey değil ama dışarıda insanların sanata fazla karışmaması yönlendirmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz bir oyun hazırlarken şurada şunu dememeliyiz diye düşünmememiz lazım. Burada bu tepki çeker bu zamanda bu denmez diye bir takım şeyleri değiştirmek zorunda kalıyoruz dönem dönem. Bunların olmaması gerekiyor. Yani sanatçı özgürce ne gerekiyorsa orada onu söylemeli ona göre yapması lazım.

Peki son dönemlerde ben çok sıkça karşılaşıyorum. Sanatçıların tiyatrocuların olsun bazı sanatçıların iktidara gönderme yaparak kendine prim yapmaya çalıştığını düşünüyorum buna nasıl bakıyorsunuz?

İşte ben az önce onu demek istedim iktidara gönderme yapıp muhalefetle iş yapmakta değil ya da iktidara yalakalık yapıp iş yapmakta değil ben onu da doğru bulmuyorum. Yani sanatçı siyasete pek karışmamalı. Siyasetçi de sanatçıya fazla karışmamalı herkes işini yapmalı diye düşünüyorum.

Yani sanatla siyasetin birbirinden tamamen ayrı olması gerektiğini

Zaten ayrıdır yani yan yana değildir.

Son dönemlerde bir çok oyun seyrettim. Nami Bey’in oyunları hariç açık ve net söylüyorum ne siyasi bir gönderme var ne küfür var ne bir şey var. Bakıyorsun şimdi komedi filmlerine Türkiye genelinde küfür önde gidiyor.

Küfürle güldürmek iyi bir şey değil zaten yani insanları Recep İvedik tarzı filmlerle hani onun da yeri ayrı tamam insanlar buna gülüyor diye o tarz filmler yapmak değil biraz daha ince esprilerle yani senaryosuyla textiyle güldürmek yani içeriği iyi olan komedi olması gerekir diye düşünüyorum.

Peki hedefleriniz ve düşünceleriniz var mı ileriye dönük? Yapmak istediğiniz.

Var tabi ki var her oyuncunun hedefi vardır hep daha iyi roller daha iyi sinema filmleri dizilerde daha uzun kalıcı tutan seyircinin çok ilgi gösterdiği daha çok tutan dizilerde oynamak. Tiyatro benim hayatımda 3-4 yıldır var. Geçen sezon iki oyunda oynadım Olgun Portakal ile El deliye Biz Akıllıya Hasret’te sonra bir üçüncü oyunum oldu Ramazan ayında eski bir zaman hikayesi sergiledim. Bu sene Şoför Nebahat ve Olgun Portakal devam ediyor Şoför Nebahat çok yoğun. Her sene bir kere tiyatroda oynamak istiyorum mümkün olduğu sürece. İyi bir dizim olsun istiyorum. İyi bir dizide oynayayım. Sinema filmleri böyle ses getiren sinema filmlerinde oynamak istiyorum. Her oyuncunun hayal ettiği şeyler bunlar.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HARBİ E-GAZETE

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER