SON DAKİKA

Harbi Gazete

NATO Türkiye’yi işgal edecek

Murat Akan ile merakla okuyacağınız ropörtaj…

NATO Türkiye’yi işgal edecek
Bu haber 16 Mart 2018 - 0:05 'de eklendi.

Murat Bey “Üst Akıl” ve “Kozmik Karargah” kitaplarından sonra şimdi de “NATO’nun İslam’la Savaşı”nı yazdınız. Ancak öncelikle şunu sormak istiyoruz. Gerçekten var mı bir Üst Akıl?

 Elbette var. Dün ve bugün Türk/İslam coğrafyasında cereyan eden olaylara baktığınızda bunu somut olarak görebilirsiniz. Kişiler ve zaman değişiyor ama bizim coğrafyamız üzerindeki plan ve projeler hiç değişmiyor. Özellikle 1839 Tanzimat sürecinden sonraki operasyonların bir ortak aklın ürünü olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Mesela güncel olarak Suriye örneğini verebiliriz. Söz konusu İslam coğrafyasının parçalanması olunca, ABD/Batı ittifakı aynı amaç etrafında birleşebiliyor. Şüphesiz bu devletleri bir araya getiren ortak bir akıl var. Zira dün ‘hasta adam’ Osmanlı’nın güçlenip ihtişamlı günlerine dönmemesi için yapılan palanlarla, bugün güçlü bir Türkiye’nin önünü kesmek için Ortadoğu’da uygulanan palanlar aynı aklın ürünü. İki asırdan beri Türk/İslam coğrafyasında yürütülen operasyonlar adeta birbirlerinin kopyası. Mesela dün Osmanlı’yı parçalamak için Batı ve Siyonistlerin ittifakıyla oluşan Üst Akıl, bu gün de Türkiye’nin küresel bir aktör olmaması için Batı ve Amerika’daki Neocon ittifakıyla sürdürülüyor.

Yani Üst Aklın Türkiye’ye bakış açısı hiç değişmiyor…

Aynen öyle. Zaten Üst Aklın en büyük özelliği sürekliliğidir. Zaman değişir, kişiler değişir, yöntemler değişir; ancak küresel efendilerin benimsedikleri ideolojilerini, yaşam tarzlarını ve istedikleri yönetim şeklini başka ülkelere dayatmak için giriştikleri toplum mühendisliği asla değişmez. Mesela 1876 yılında Sultan Abdülaziz’e yapılan darbe ile 1960 yılında Adnan Menderes’e yapılan darbenin mantığı ve gerekçeleri aynıdır. Yine Sultan Abdülhamid iktidarını devirmek için ordu içerisinde gizli şekilde örgütlenen İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen İkinci Meşrutiyet ile 28 Şubat sürecinde kullanılan argümanların hiçbir farkı yoktur. Yine en güncel olarak 15 Temmuz darbe girişimi, Üst Aklın Türkiye üzerindeki derin operasyonlarının aynen devam ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Sultan Abdülaziz, Sultan Abdülhamid, Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan ile iktidar mücadelesine girişen güç, aynı küresel güçtür. Zira Tanzimat süreci ile yerleştirilen ‘azınlık ideolojisi’ egemenliğine karşı çıkan her milli unsur, Üst Aklın doğal düşmanıdır.

Kitaplarınızda bu operasyonlar ayrıntılarıyla yer alıyor

Tabi. “Üst Akıl” ve “NATO’nun İslam’la Savaşı” kitaplarımızda bunları belgeleriyle gözler önüne serdik. Özellikle 1839 Tanzimat süreciyle başlayan Türkiye üzerindeki toplumsal mühendislik faaliyetlerini ve günümüze kadar yaşanan derin iktidar savaşlarını somut olaylar ve belgeleriyle anlatmaya çalıştık. Bu tarih süreci içerisinde yapılan tüm operasyonların aslında birbirinin kopyası olduğunu tespit ettik. Tarihi olayların arka planına dikkat çekerek iki asır önce yaşanan siyasi olaylarla günümüzde yaşanan siyasi olayların birbirleriyle olan bağlantılarını, benzerliklerini ortaya koyduk. Ve diyoruz ki, bizler bu oyunların, planların farkında olur isek tarih tekerrür etmeyecektir.

Özellikle Üst Akıl kitabınızda Sultan Abdulhamid dönemi ile Recep Tayyip Erdoğan döneminin benzerliklerine vurgu yapmışsınız. Gerçekten öyle mi?

Öncelikle şunu belirtmeliyim. Türk/İslam coğrafyasında ne zaman bir sıçrama, ilerleme olsa, derhal önünün kesildiğini görüyoruz. Batı, Türk/İslam aleminin güçlenerek bir gün yeniden Viyana kapılarına dayanacağı korkusuyla yaşıyor. Bu yüzden Kuzey Suriye’de sözde bir “Kürt Devleti” kurarak Türkiye’nin hem Ortadoğu’daki enerji kaynaklarına inmesi, hem de olası bir ümmet bütünleşmesi engellenmek isteniyor.

Yüz yıl önce Sultan Abdulhamid’i devirmek için terör kullanılmıştı. Çünkü Sultan Abdulhamid’i iç dinamiklerle düşürmek zordu. Kimi kullandılar? Dönemin Ermeni terör örgütlerini… İçerden ve dışarıdan desteklediler. Kim destekledi? ABD ve Batılı ülkeler. Bugün de aynı amaçla PKK/PYD, THKP-C, FETÖ ve IŞID terör örgütlerini kullanıyorlar. Çünkü bugünkü iktidarı demokratik yollardan götürme şanslarının olmadığının farkındalar. Dolayısıyla her halükarda bir dış desteğe muhtaçlar. Ders alınmadığı takdirde tarih tekerrürden ibarettir. Bakın o dönem bütün terör örgütleri ve muhalefet, 2. Jön Türk kongresiyle Sulatan Abdülhamid’e karşı birleştirildi. “Sultan Abdulhamid gitsin de ne olursa olsun” mantığına sahip olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Ermeni terör örgütlerini destekleyip birlikte eylem yapacak kadar gözü dönmüştü.  Bugüne gelelim. 11 ayrı terör örgütü birleştirilmedi mi? Dini kullanan FETÖ bütün bu örgütlerle ittifak kurmadı mı? Niye? “Tayyip Erdoğan ve Ak Parti gitsin de ne olursa olsun” diye. Yani mantık aynı mantık, plan aynı plan…

Peki, kim bu Üst Akıl?

“Üst Akıl” kavramı, her ne kadar ‘soyut’ bir söylem olarak algılansa da, aslında iki asırlık tarihsel süreç incelendiğinde bu kelimenin altının sanılandan çok daha dolu olduğunu görüyoruz. Her şeyden önce Üst Akıl bir uluslar arası toplumsal mühendislik faaliyetidir. Küresel sermaye gücünü elinde bulunduran baronlar, dünya çapında kurmuş oldukları sivil toplum örgütleri, düşünce kuruluşları ve medya ağı sayesinde çıkarlarına dokunan, orijinal kültür kodlarına dönmek isteyen ve milli imkanları harekete geçiren tüm ülke yöneticilerini hedef olarak görüyor. Birçok ülkenin milli bütçesinden daha fazla imkana sahip olan bu küresel sermaye baronları, ellerindeki finansal gücü, medya ağını ve lobi faaliyetlerini kullanarak toplumun fikir ve düşüncelerini, yaşam tarzlarını ve en önemlisi de meşru iktidarlarını çeşitli operasyonlar yoluyla değiştirebiliyorlar. Dolayısıyla Üst Akıl, küresel ve devletler üstü bir toplum mühendisliğinin adıdır. Piramidin tepesinde yer alan sermaye baronları, ellerindeki tüm imkanları kullanarak devlet yöneticilerini, ülke bürokrasisini, aydınları rahatlıkla etkileyerek kendi yörüngelerine sokabilmektedirler. Bilderberg toplantılarına bakın. Neden bu toplantıları yapıldıkları ülkelerin askerleri değil de NATO askerleri koruyor? Neden bu toplantılarda not almak, açıklama yapmak yasak? Neden bu toplantılara katılanlar önemli mevkilere geliyor? Alın size Üst Akıl… Ancak şunun altını özellikle çizmek isterim; Üst Akıl, “Üstün Akıl” demek değildir.

 Daha somut olarak söyleyecek olursak?

Bakın Üst Aklın küresel baronlarından biri olan David Rockefeller ne diyor? Almanya Baden’deki Bilderberg toplantısında ‘Üst Akıl’ı tarif ederken aynen şöyle diyor: “Washington Post, The New York Times, Time Dergisi ve diğer büyük yayınlara şükran borçluyuz. Senelerdir toplantılarımıza iştirak etmelerine rağmen ketumiyet sözünü tuttular. Eğer toplantılarda konuştuklarımız kamuoyunun bilgisine sunulsaydı, bizlerin dünya için bir plan geliştirmesi imkansız olurdu. Fakat dünya artık çok daha girift ve dünya hükümetine doğru gitmek için çok daha hazır. Entelektüel elit ve dünya bankerlerinden oluşan uluslar üstü bir yapı, geçen yüzyıllarda uygulanan kendi ulusal geleceğini tayin etmeden kesinlikle daha iyidir.” David Rockefeller’in, “Dünya bankerlerinden oluşan uluslar üstü yapı” olarak tarif ettiği Üst Akıl, düzenlemiş olduğu gizli toplantılarla dünya siyasetine yön vermektedir. Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde seksenine hükmeden bu gizli/küresel seçkinler grubu; siyaset, sanayi, ekonomi, ticaret, banka/sermaye, silah, medya vb. unsurlar başta olmak üzere, birçok alanda güçlü ve gizli bir örgütlenme sağlamışlardır. Dolayısıyla dünyadaki siyasi ve ekonomik krizlerin, savaşların, ihtilallerin, siyasi cinayetlerin, hükümet düşürmelerin meydana gelmesinde bu Küresel Efendi’lerin rolü oldukça büyüktür.

Bugünkü Üst Akıl görevini kim icra ediyor?

Şimdi tek cümleyle “Üst Akıl kim” diye sorarsanız, söyleyeyim: Politik Siyonizm… Bir Siyonist teşkilatlanma olan B’nai B’rith, Üst Aklın tepedeki kuruluşudur. 1843 yılından beri faaliyette ve 70’ten fazla ülkede temsilcisi var. Aynı zamanda Birleşmiş Milletlerde (BM) temsil edilen tek Sivil Toplum Kuruluşudur. Bu örgütün alt kolları Bilderberg Grup, The American-Israil Public Affairs Committee (AIPAC), İsrail Politika Forumu (IPF), Anti-Defamation League (ADL-İftira ve İnkarla Mücadele Birliği), Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) ve Jewish Institute for National Security Affairs (JİNSA) gibi dev bütçeli Yahudi lobi kuruluşlarıdır. Bunların hepsini belgeleriyle “Kozmik Karargah” kitabımızda verdik.

Üst Aklın küresel çaptaki siyasi temsilcileri ise Amerika’daki Neoconlardır. Dünya siyasetine bakın hep onları göreceksiniz. Dev medya kuruluşları var, düşünce kuruluşları var, lobileri var, siyasetçileri var. Bakın size çok somut bir örnek vereyim. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın eski bürokratlarından Oded Yinon, Ortadoğu ile ilgili 1982 yılında bir rapor hazırlıyor. Ne diyor raporda? Irak ve Suriye 3 bölünecek. Irak şu anda fiilen üçe bölünmüş durumda. Peki ya Suriye? Suriye de 3’e bölünmüş durumda. Peki, bu rapor nerede yayınlanıyor. Siyonistlerin ‘Kivinum’ isimli dergisinde. Bugün İsrail ne diyor? Suriye 3’ bölünmeli diyor. İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon da Suriye’nin bölünmesinden yana olduklarını söylüyor. Şimdi bazılar “Üst Akıl” kavramını sulandırarak bütün bu gizli faaliyetlerin üstünü örtmeye çalışıyor. Ama sanırım 15 Temmuz darbe girişimi, bu kavramın içinin ne kadar dolu olduğunu gösterdi… Üst Akıl, 15 Temmuz’un tam ortasındaydı. Darbe girişiminde bulunanların sadece FETÖ’cü subaylardan ibaret olduğunu düşünmek saflıktır. 15 Temmuz, aslında Üst Aklın vurucu gücü durumundaki NATO operasyonuydu. Zaten Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanı açık açık söyledi. Ne dedi? Darbe girişiminde bulunan askerlerin tutuklanmasından sonra “Muhataplarımız hapse atıldı” dedi.

Peki, son kitabınız NATO’nun İslam’la Savaşı”nda NATO ile ilgili oldukça ciddi iddialar var. NATO Üst Aklın neresinde?

Öncelikle belirtmeliyim ki, NATO, Üst Aklın vurucu gücüdür, küresel ordusudur. Evet şimdiye kadar NATO hakkında pek çok kitap yazıldı. Ancak sözde Komünizm’e karşı bir “askeri güvenlik paktı” olarak kurulan NATO’nun, bugüne kadar İslam’la olan savaşı hep görmezden gelindi. Oysa NATO, aslında 1949 yılında kurulduğunda bir Haçlı ordusuydu. Tapınak Şövalyeleri’nin Haçlı Seferleri’nde yapmış olduğu görev, 1990’lı yıllardan sonra NATO’ya verildi. Komünizm’in çökmesiyle birlikte ise, NATO’nun yeni düşmanı olarak İslam ve Türkiye seçildi.

“Üst Akıl” kitabıyla dünyayı yöneten küresel çeteyi deşifre ettik. “NATO’nun İslam’la Savaşı” kitabımızla ise Evanjelizm’in küresel ordusu Derin NATO’nun İslam’la olan savaşını ifşa ediyoruz. Aynı zamanda ABD’nin NATO’yu kullanarak Türkiye’yi nasıl ‘savaşsız işgal’ ettiğini de çarpıcı belgelerle ortaya koyduk. Derin NATO’nun 1990’dan sonra İslam dünyası ve Türkiye’ye çektiği ‘örtülü operasyonları’ belgeleriyle gözler önüne serdik.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER