Harbi Gazete

Şeytan kovalamaktan, abdest almaya fırsat yok

Şeytan kovalamaktan, abdest almaya fırsat yok
Saim Altunterim
Saim Altunterim( sa@harbigazete.com.tr )
141
05 Aralık 2018 - 0:38

24 Haziran Seçimlerinden sonra, millet yeni bir rejim için karar verdi. Ve artık herşey çok farklı olacak dedik. Özellikle Oligarşik Bürokraside hiç olmadığı kadar hala etkili olan FETÖ’nün çil yavrusu gibi dağıtılacağını düşündük.
Çünkü ülkeyi devlet ya da iktidar değil, Oligarşik Bürokrasi yönetiyor ve devleti kilitliyordu.
Artık zincirler kırılacak, bürokrasi yok olacak diye sevindik.

Oligarşik Bürokrasinin tek hedefi millet ve vatandaş mağduriyeti, memnuniyetsizliği ile milleti devletine isyan haline getirebilmek, bunu sandığı yansıtarak sandık darbesi yapmaktı.
Bu milletin asil evlatları bu oyunları bozdu, rejimi değiştirdi ama maalesef yeni rejime ve Başkanlık sistemine rağmen, aynı oligarşik bürokrasi daha da güçlendi.
Umut Rejimi ve Başkanlık Sistemine rağmen Oligarşik Bürokrasi devletin işleyişini kilitlemiş durumda.
Çünkü; adı var kendisi yok iktidar partisi var…
2002 ruhunun AK Parti’si yerle bir olmuş, sadece Reis’ine inanan bir millet’in verdiği maddi manevi cansiperane mücadelesini seyreden, AKP var.
..
Reis çok şey yapmak istiyor, açıklamalar yapıyor.
Millet de reisine inanıyor.
Ama maalesef, yeni rejimin Başkanı söylediklerini yapamıyor, yap-tır-mı-yor-lar.
Çünkü Reis’in, “Ülkeyi külliyeden millet ile birlikte yöneteceğiz. Başkanlıklar, kurullar, ofislerle ülkenin bütün değerlerini, fikirlerini, umutlarını, farklılıklarını, bilgi birikimlerini ortaya çıkaracak, bizzat bütün verilerin, çalışmaların başında ben olacağım, ülkemizi şaha kaldıracağız, bu saatten sonra (24 Haziran’da milletin rejimi değiştirme kararından sonra) bizim artık hiçbir bahanemiz kalmadı. Elimizi, kolumuzu bağlayan oligarşik bürokrasiyi yerle bir edeceğiz” sözleri aradan geçen 2,5 aya rağmen karşılık bulmadı, bulamadı, buldurmadılar.

Çünkü gerçekten, bu heyecan ve yeni rejim ve milletin, başkanı ile birlikte ülkeyi yönetecek olmasının çok daha bağımsız, çok daha güçlü, çok daha yönetilebilir, kendi değerlerini ortaya çıkaran, artık asla kontrol edilemeyecek, şaha kalkan bir Türkiye olacağını biliyorlardı.

Bunun için papaz krizinden dolar kur saldırıları ile bu yeni yapılanma ve motivasyonu bozmaya çalıştılar ve maalesef başarılı da oluyorlar.

Ülke özellikle iktisadi yönden ve de özellikle kur artışı bahanesi ile kontrolsüz zamlar, stoklarla, suni yokluklarla, kontrol edilemeyen, Oligarşik Bürokrasinin adeta, “Daha fazlasını yapın, arkanızdayız” diyerek, geniş alan açtığı çok ama çok tehlikeli bir gidişat var maalesef…

Gezi Olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz. Bunlar milletin manevi değerlerine, birlik beraberliğine, vatanın bütünlüğüne, ülkenin işgaline, darbeye zemin hazırlamaya yönelik operasyonlardı.
Millet olarak, Rabb’imizin inayeti, Reis’in dirayeti ile bozduk hepsini.

Ama bu defa saldırı milletin ekmeğine

Ekmek, döviz kuru ve onun getirdiği piyasa oyunları, menfaatçiler, stokçular kaotik ortamı derinleştirmek, ülkenin artık yönetilemediği düşüncesini bizatihi millete sirayet ettirebilmek, virüsü damarlara enjekte edebilmek için inanılmaz bir çalışma ile hedef milletin ekmeği…

Hedef kontrol edilemeyen bir piyasa ile kontrolün devletten çıktığı algısını kontrol edilemeyen zamlarla, milletin ekmeğini küçülttükçe küçültmek, bunu yaparken de özellikle sosyal medyada malı götüren götürüyor, millet fakirleşiyor, iktidar çaresiz, ülke yönetilemiyor, algısı pompalandıkça pompalanıyor ve maalesef en yakınlarımızdaki, en fanatik AK Parti destekçileri de etraflarındaki, sessiz hatta sanki muhalif tavırlar takınan AKP’lilerin de etkisi ile “Nereye gidiyoruz?” diye soruyorlar.

Evet Reis’in 24 Haziran sonrası söyledikleri ve heyecanla yapmak istedikleri, Yeni Türkiye’de kurmak için hazırladığı sistemi kurdurmamak için dış meseleler, hain ekonomik planlar, savaş tamtamları ile oyalarken, içerdeki düşmanlara, destekleyici, teşvik edici, kaotik ortamı arttırıcı her  türlü desteği özellikle oligarşik bürokrasinin de itici gücü ile geniş alanlar açıyorlar.

Yani Reis’i ve ülkemizi dış düşmanlarla ve dolar ile oyalarken, iş düşmanları, işbirlikçilerini hiç olmadığı kadar güçlendiriyorlar.
Hem de “Artık çok güçlüyüz” dediğimiz, “Millet rejimi değiştirdi, Başkan ülkeyi milleti ile yönetecek” diye heyecan duyduğumuz, gelecek için umutlandığımız, “Artık Türkiye’yi kimse tutamaz” dediğimiz bir ortamda maalesef Türkiye’yi tutuyorlar, hareket sahasını daraltıp, yok etmeye çalışıyorlar.

… Ve maalesef ülkeyi hiç olmadığı kadar güçlü olan, köşe başlarında hala FETÖ’cülerin özellikle Refah gömleği giydirilmiş isimleri ile yöneten oligarşik bürokrasi yönetiyor.

Öyle ya da böyle millet dediğimiz bu vatanın gerçek sahipleri asil insanlar artık direk hedefe değil, sağa sola bakıyorlar.
Neler olduğu anlamaya çalışıyorlar.

Hani yeni rejimdi, hani Reis milleti ile ülkeyi yönetecekti, hani Türkiye artık eskisinden çok daha güçlü olacaktı. Ama yeni rejime, başkanlık sistemine rağmen bu durdurulamayan ve her geçen gün pompalanarak şişirilen ve korkulacak bir dev haline getirilmeye çalışılan ekonomi kontrolden mi çıkıyor?
Herkesin kafasına göre, istediği ürüne istediği zammı yaparken ve bu oyunu tezgahlayanların adeta yüzde yüz zamları teşvik edici, yapanın yanına kar kar kaldığı bir algının pompalandığı ve bunun da kabul görerek, menfaatçiler, haramzadeler, stokçular tarafından da fırsat olarak değerlendirilmesi ile ortaya çıkan endişe verici durum, milletin, maddi ve manevi motivasyonunu bozmasa bile soru işaretlerinin büyümesine, söylediğimiz gibi direk hedefe değil, sağa sola bakmasına zemin oluşturuyor ki, işte en büyük tehlike bu!..

24 Haziran’da bu milletin ‘Yeni ve Güçlü Türkiye için Başkanlık Sistemi ve Yeni Rejim’ kararının ardından başlatılan böylesine bir saldırı karşısında en ön saflarda kimler olmalıydı?

Milletin ‘vekilimizsiniz’ diyerek vekil tayin ettiği “bizim adımıza ülkeyi yönetmek, ülkenin bağımsızlığı, vatanın bölünmez bütünlüğü, milli ve manevi değerlerimizin korunması, insanlarımızın refahı, gelecek nesillerimize daha güçlü bir Türkiye için çalışacaksınız’ dediği ve bunun için Yüce Meclis’te namusu üzerine söz verenler şimdi neredeler?

.. Ve asıl soru şu:
AK Parti milletvekilleri bu mecliste olmasa, ya da hiç olmasalar ne olur?

Ya da AK Parti’yi bugün AKP haline getiren, yaşanmışlıklar ile devletin gücünü, milletin güvenini, menfaat çarkları içinde öğüten çok ama çok büyük bölümü, FETÖ ile iktisaklı, bilerek ya da bilmeyerek başlayan ilişkilerle artık kopamayacak, konuşamayacak hale getirilmiş, ya da iktidar gücünü kendi menfaatine ihalelerde kullanarak aristokrat, yeni yetme burjuvazi haline gelmiş, Gül ve Davutoğlu tabanlı, ülke meselelerinden susan, kendi menfaatlerini ülke menfaatlerinin üzerine tutan teşkilat denilen yapılanmanın büyük bölümüdür AK Parti’yi AKP yapan..

Ve asıl sorunun ikinci bölümü de şu:
Bir gecede Türkiye’deki bütün AK Parti il ve ilçe teşkilatları feshedilse ne olur?

İşte böyle büyük bir kamburu biz ülkenin iktidar partisinin teşkilatı olarak, millet olarak sırtımızda taşıyoruz.
… Ve her gün daha da palazlandırıp, güçlendiriyoruz.

Hani Reis, “Ofisler açacağız” demişti ya.
Hani Afrika ziyaretinde, “Ülkeye döndüğümüzde 10 gün içinde bütün ofislerin açılmasını tamamlayacağız” demişti ya.

Yap-tır-mı-yor-lar…
O ofisler, o meşhuuuur hala sözü edilen, ulvi bir amaç ile kurulan ama sonrasında aynı bu teşkilatlar gibi yozlaştırılan Halk Evleri olacaktı.
Millet Evleri olacaktı.
Sistem otursaydı büyük ihtimal Reis, bir gecede bütün il ve ilçe teşkilatlarını feshedecek, millet ile birlikte, direk reisine bağlı millet evlerinin kadroları aynı zamanda seçim yasası gereği olduğu için yeni teşkilatların altyapısını oluşturacaktı.
Yani 2002 ruhu ile YeniYineYeniden bir ruhla, millet devleti ile ülkeyi yönetecekti.

2,5 ay oldu. Birkaç cılız ofis haberi dışında heyecan veren, ofis yapılanması ile ilgili tek satır okuyor muyuz?
Hayır. Yap-tır-maz-lar.

Reis, Özbekistan’da, Kırgızistan’da, Afrika’da FETÖ avcılığında, içerde FETÖCÜLER ülkemizin içini rahat rahat oymakta.

Şeytan kovalattırıyorlar, ama abdest almaya fırsat vermiyorlar.
Şeytanı dışarda kovalarken, içerde dolar şeytanı ve FETÖ şeytanları ile plan hiç olmadığı kadar tehlikeli bir şekilde devam ediyor.

Tek umudumuz, Tek duamız, Tek dayanağımız; Rabb’imiz, duamız.
Çünkü böylesine her kötü durumdan kalbi temiz, yüreği iman ve vatan sevgisi ile dolu, emrettiği gibi yaşamaya çalışan, kötülüğün prim yapıp alkış aldığı ve çok da kolay uygulanabilir hale geldiği ortamlarda, harama el uzatmadan, inandığı gibi yaşamaya çalışanların, yetimlerin, öksüzlerin, hacıların, gazilerin, hastaların, mazlumların duaları, şehitlerimizin, evliyalarımızın, Enbiyalarımızın yüzü suyu hürmetine şer gibi gördüklerimizden hep hayır çıkartan Rabb’imiz var bizim…

Böylesine ruh karartan bir ortamda ruhlarımızı rahatlatan, Allah inancımız var.

Bizim Allah’ımız var.

Ve mekeru ve mekerullah, vallahu hayrul makiriyn.

İnancımız var.

Zaten gerisi hikaye…
Yazımı her zamanki gibi şu duamla bitiriyorum:
Ya Rabbi düşmanların kurmuş oldukları hile ve tuzakları kendi başlarına makus eyle…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları Harbi Gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız. | Site haritası